Kayıtdışı Ekonominin Sebepleri, Etkileri, Ölçümü
 

Kayıtdışı Ekonominin Sebepleri, Etkileri, Ölçümü

Kayıtdışı Ekonominin Sebepleri, Etkileri, Ölçümü ve Türkiye Örneği

 

Arş.Gör. Özer ÖZÇELİK[*]

Arş.Gör. S. Emre ÖZCAN*

 

YOLSUZLUK -nedenleri, etkileri ve çözüm yolları- (ed. Süleyman Aydın), Turhan Kitabevi, Ankara , (2006)’ ss.165-196da yayınlanmıştır.

 

 


ÖZET

Türkiye’de ve dünyada 1970’li yıllarla birlikte önem kazanmaya başlayan kayıtdışı ekonomi olgusu; tanımlanması, nedenleri, sonuçları ve ölçülmesi bakımından oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu karmaşık yapı; özellikle, kayıtdışı ekonominin etkileri konusunda yoğunlaşmış olmakla birlikte, kayıtdışı faaliyetlerin ortadan kaldırılması gereği tüm ekonomiler için önem arz etmektedir. Kayıtdışı ekonomi, kısa vadede olumlu etkilere sahip olsa bile, uzun vadede bu olumlu etkilerin özellikle Türkiye için tersine döndüğü bir gerçektir. Kayıtdışı ekonomi; çalışanların sosyal güvenlik haklarının tam olarak kullanılamamasına, devletin vergi gelirlerinin düşmesine ve dolayısıyla kamu açıklarının artmasına, haksız rekabete ve gelir dağılımın bozulmasına yol açmaktadır. Bu çalışmada öncelikle kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin tanımı yapılacak; sonrasında, kayıtdışı ekonomiyi ortaya çıkaran faktörlere değinilerek olumlu ve olumsuz etkileri ortaya konmaya çalışılacaktır. Son kısımda ise kayıtdışı ekonominin ölçümüne yönelik çalışmalara değinilerek Türkiye’deki kayıtdışı ekonominin boyutlarından bahsedilecektir.

 

Anahtar Kelimeler: Kayıtdışı ekonomi, asgari ücret, kayıtdışı ekonominin etkileri, kayıtdışı ekonominin ölçüm yöntemleri.

 


The Reasons of Underground Economy, Its Effects, Measurement and The Turkish Case

 

 

ABSTRACT

The term, underground economy, which has acquired importance during 1970’s in Turkey and the world has a very conflicted structure according to its definiton, reasons, impacts and measurement. Although this complex sturucture is especially on the effects of underground economy, the requirement of wiping out underground actions is very important for all economies. Underground economic actions might have positive effects in the short term, but for the long term especially in Turkey those effects have been reversed. Underground economy may lead to ineffective use of social security rights, decrease tax revenues, increase in budget deficit, unfair competition and detoriation of income distribution. İn this study, first the definition of underground economy will be given, then positive and negative effects will be explained. At the last part, the Works to measure underground economy and the dimension of underground economy on Turkey will be mentioned.

 

Key words: Undergorund economy, minimum wage, effects of the underground economy, measurement methods of underground.

 

 


1. Giriş

 

Son yıllarda, ulusal ve uluslararası alanda üzerinde önemle durulan kayıtdışı ekonomi, 1970’li yıllara kadar sadece iktisadi açıdan ele alınmış ve diğer disiplinlerin ilgisinden uzak kalmıştır. 1958 yılında P. Cagan’ın1 yaptığı ilk nicel çalışma sonrasında, 1977 yılında P.M Gutmann’ın ABD’deki kayıtdışı ekonominin boyutlarını tahmin etmeye yönelik amprik çalışması, kayıtdışı ekonomiye olan ilgiyi artırmıştır (Feige, 1989:13–14; Ilgın, 1999:1). Böylelikle kayıtdışı ekonomi 1970’li yıllar sonrasında; sosyologlar, antropologlar, siyasetçiler, hukukçular, muhasebeciler ve istatistikçiler tarafından yoğun ilgi bulmuş, yazınlarda teorik ve amprik anlamda önemli bir yer işgal etmeye başlamıştır (Fagan, 1998:69; Hill ve Kabir, 2000:183). Bir sosyal antropolojist olan Hart ise; enformel sektör kavramını literatüre katmıştır (Gerxhani, 2004:268).

 

Kayıtdışı ekonomi yapılmakta olan faaliyetlerin doğası ve farklılığı gereği, net ve açık bir tanıma sahip değildir (Çokgezen, 1993:22; Bonjean ve Chambas, 2003:2). Kayıtdışı ekonomi kavramına ilişkin terminolojideki karmaşıklık da aynı şekilde tanımlanmasında karşılaşılan zorluklara ilişkin bir gösterge niteliğindedir. Kayıtdışı ekonomiyi anlatmak için literatürde 20’den fazla kelime kullanılmaktadır2.

 

Türkçe yazında kayıtdışı ekonomi; temel olarak, gayri safi milli gelir hesaplarını elde etmede kullanılan, bilinen istatistik yöntemlerine göre tahmin edilemeyen, gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerin tümü olarak tanımlanmıştır (Derdiyok 1993:54). Temel ve diğerleri ise (1994:1), mal ve hizmet üretimine konu olmasına karşılık, ekonominin geleneksel ölçüm yöntemleri ile hesaplanamayan, milli muhasebe kayıtlarında yer almayan ve GSMH büyüklüklerine yansımayan faaliyetler şeklinde nitelendirmişlerdir.

 

Yabancı yazında ise, kayıtdışı ekonomiyi en iyi anlatan tanımlamayı Schneider ve Enste yapmıştır. Schneider ve Enste’ye (2000:77) göre; kayıtdışı ekonomi, resmi GSMH içinde yer almayan ve GSMH’ya katkıda bulunmayan ekonomik faaliyetlerin tümüdür. Kacapyr (1998:30), Bloem ve Shrestha (2000:3), Choi ve Thum (2002:3)’e göre ise, kayıtlı GSMH’nın içinde hesaba katılmayan her türlü üretim kayıtdışı faaliyettir.

 

Kayıtdışı ekonomiyi tanımlama gayretleri, bazen genellik boyutunu yitirerek spesifik alanlara da kaymıştır. Örneğin; Ilgın (1999:12), kayıtdışı ekonomiyi sosyal güvenlik sistemi dışında gerçekleşen istihdam veya mali sistem dışında gerçekleştirilen ekonomik faaliyetler olarak belirtirken, Şengül (1997:2) vergilendirilmemiş kazanç anlamında kullanmıştır. Ancak; bu çalışmada kayıtdışı ekonomi kavramı, spesifik bir tanımlamadan ziyade, genel perspektiften ele alınmaya çalışılacaktır.

 

Kayıtdışı ekonomik faaliyetler; vergi kaçakçılığı, faturasız alış–veriş, haksız muafiyet ya da sübvansiyonlardan yararlanma, sigortasız çalışma, ikinci bir işte çalışma, kaçakçılık, uyuşturucu ticareti, falcılık, fahişelik ve organ ticareti gibi yasal olmayan faaliyetler olabileceği gibi; komşuya yardım, çocuk bakıcılığı, ev işlerinin yapılması (do–it–yourself) gibi faaliyetleri de kapsayabilmektedir (Özsoylu, 1996:10). Literatürde yapılan tanımlamalar dikkate alındığında, kayıtdışı ekonominin en önemli karakteristik özelliğinin, istatistiksel raporlarda görünmemesi olduğu söylenebilir (Eilat ve Zinnes, 2002:1234).

 

Kayıtdışı ekonominin temel özellikleri göz önüne alındığında; kayıtdışı faaliyetlerin, enformel ekonomik faaliyetler ve yasadışı ekonomik faaliyetler olarak iki şekilde ortaya çıktığı görülmektedir. Söz konusu ekonomik faaliyetlerin bazıları yasa tarafından suç olarak sayılmasa bile, yapılan eylem sonuç itibariyle kayıtdışılığa sebep olabilmektedir.

 

2. Kayıtdışı Ekonominin Nedenleri

 

Kayıtdışı ekonominin boyutlarının küçültülmesi ve kayıt altına alınabilmesi için, öncelikle kayıtdışılığa yol açan sebeplerin ortaya konması gerekmektedir. Kayıtdışılığın ortaya çıkmasına yol açan faktörler toplumun tüm kesimleri tarafından belirlenmektedir (Tandırcıoğlu, 2002:4). Bununla birlikte; kayıtdışılığı ortaya çıkaran en temel sebep kıtlıktır. Fayda maksimizasyonu peşinde koşan ekonomik bireyler, daha çok gelire sahip olarak daha çok tüketim yapma arzularından dolayı, gelirlerini devletle paylaşmak istememektedirler (Kıldiş, 2000a:184). Fayda–maliyet analizi açısından bakıldığında da; ekonomik ajanların, kayıtdışı kalarak daha fazla kazanç elde ettikleri müddetçe, kayıtdışı faaliyetlerde bulunma isteklerinin artacağını söylemek mümkündür (Dura, 1997:5).

 

Diğer yandan işletmeler de; yasal vergi oranlarının yüksekliği, kamu görevlilerinin rüşvet istemleri, mafyaya haraç vermekten kaçınma ve kurumsal çerçevenin yetersizliği gibi sebeplerle kayıtdışına yönelebilmektedirler (Johnson ve diğerleri, 2000:496). Oldukça kapsamlı bir olgu olan kayıtdışı ekonominin daha detaylı olarak incelenebilmesi için, ekonomik, mali, sosyal, psikolojik, siyasal açıdan ve çalışma koşulları açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Ekonomik Nedenler:

 

Ülkenin uygulamakta olduğu ekonomi politikası, kayıtdışı ekonominin ortaya çıkmasında etkili olabilecek bir faktördür. Örneğin; müdahaleci ekonomi politikasının uygulandığı bir ekonomide, hükümetin uygulamakta olduğu teşvik politikaları, kayıtlı ekonomiden kayıtdışı ekonomiye geçişe sebep olabilir. Diğer yandan hükümetlerin arzı genişleterek arz talep dengesini sağlamak amaçlı uygulayacağı ortodoks politikalar, kayıtdışı ekonomiye örtülü olarak izin verebilmektedir.

 

Milli gelirin ülkedeki bireyler–firmalar arasında adil olarak dağıtılamaması kayıtdışı faaliyetlerin diğer bir sebebidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde; orta sınıftaki bireylerin azlığı karşısında alt ve üst sınıflardaki bireylerin yoğunluğu, kayıtdışı ekonominin önemli nedenlerinden birisidir (Kıldiş, 2000a:191). Milli gelirden düşük pay alan bireyler, gelirlerini artırmak amacıyla kayıtdışına yönelmektedirler. Aynı şekilde, kayıtdışı faaliyetlerin sağlamış olduğu avantajlar dolayısıyla, çalışanlar da kayıtdışı sektöre kayarak gelirlerini artırmayı çalışmaktadırlar. Özellikle son yıllardaki ekonomik ve sosyal yaşamdaki değişimlerin bireyleri daha fazla tüketime yöneltmesi, bireylerin denetim ve kontrol eksikliğinin bulunduğu alanlarda vergiden kaçarak tasarruflarını artırmaya çalışmalarına yol açmaktadır (Çiloğlu, 1998:71).

 

Kayıtdışılığa sebep olan ekonomik unsurlardan bir diğeri de, yüksek enflasyondur. Vergi yasalarındaki oranlar ve tutarların enflasyonun etkisiyle aşınması sonucunda ekonomik birimlerin ödemekte oldukları vergi miktarında değişimler ortaya çıkmaktadır (Karaman, 1999:431). Fiyatlar genel düzeyinin artması sonucunda ekonomik birimlerin artan nominal gelirleri yüksek vergi dilimleri üzerinden vergilendirilmektedir. Bu yüzden; mükelleflerin reel gelirleri artmadığı halde, yükümlü olduğu vergi miktarı artmaktadır (Us, 2004:11).

 

Yüksek enflasyon dönemlerinde vergi sisteminin sayısal büyüklüklerinin değiştirilmediği durumlarda spesifik tarifeler, istisna, indirim ve muaflık tutarları ve gelir vergisinin tarife dilimleri aşınmakta; sabit varlıklar, stoklar, faiz geliri ve gideri gibi vergilenebilir matrah da olumsuz yönde etkilenmektedir (Aydemir, 1995:53). Mükelleflerin elde etmedikleri fiktif karların vergilendirilmesi ise özkaynakların erimesine sebep olmaktadır (Kıldiş, 2000b:199).

 

Yüksek enflasyon; faiz oranlarını yükselterek, ekonomik birimlerin kaynak maliyetlerini de artırmaktadır. Bu yüzden bir yandan kayıtdışı finans kuruluşu sayılabilecek tefecilik artarken, diğer yandan da yüksek faizle borçlanmak zorunda kalan ekonomik birimler kayıtdışı yollardan kaynak sağlamaya çalışmaktadırlar.  

 

Kayıtdışı ekonominin ortaya çıkmasına ya da büyümesine etkisi olan bir diğer faktör bilgi teknolojisindeki değişimlerdir. 21. yüzyıl ile birlikte dünyada, bilgi ve iletişim alanında ortaya çıkan yenilikler, bilgi toplumuna dönüşüm, gelişen teknoloji, yeni iş çevresi ve demografik yapının giderek gençleşmesi, farklı ticaret kavramları ve pazarlama yöntemlerini ortaya çıkarmıştır. Yeniliklerin çoğunluğunun kanunlarda yer almayışı, kayıtdışı sektörleri bu yeni alanlara yöneltmektedir. Bilişim sektöründeki gelişmelerin beraberinde getirdiği elektronik ticaret, internet ortamının ve olanaklarının yaygınlaşması, ekonomik birimleri elektronik ticaret yapmaya yöneltmektedir. Elektronik ortamda yapılan ticaret sonrasında alım–satım belgesi düzenlenmediğinden dolayı, ticaret kayıtdışı olmaktadır.

 

Diğer yandan; elektronik ticaret, vergi tabanını eriterek vergi gelirlerini azaltmaktadır. Elektronik ortamda yapılan hizmet ve mal transferlerini vergilemenin zorluğunun yanısıra; yapılan işlemlerin kayıt altına alınması, saklanması, ibrazı, denetimi gibi raporlama anlamında da zorluklar yaşanmaktadır. Bu gibi yasal boşluklardan dolayı karapara aklama gibi kayıtdışı işlemlerin elektronik ortamda yapılması kolaylaşmaktadır (Tandırcıoğlu, 2002:5–6). Aynı zamanda internet ortamındaki bankacılık ve finansal hizmetlerde müşteri bilgilerinin gizli tutulması, vergi idarelerinin denetim yapmasını engellemekte ve karapara aklamayı kolaylaştırmaktadır (Alptürk, 2001:39).

 

İşgücü açısından bakıldığında ise; bilgi ekonomisinin eğitimli işgücüne olan talebi artırması, vasıfsız işçilerin iş bulmalarını güçleştirirken vasıfsız işçileri kayıtdışına yönelmek zorunda bırakmaktadır. Diğer yandan yaygınlaşan tele–working” ile evde çalışanların sayısının sürekli artması, kayıtdışının boyutlarını da artırmaktadır (Kalça, 2000:101).

 

Mali Nedenler:

 

Kayıtdışı ekonomiye yol açan faktörlerden biri de vergilerdir. Kayıtdışı ekonomi, devletin harcamalarını finanse etmede kullanabileceği gelirlerini azaltmaktadır. Ortaya çıkan ekstra gelir gereksinimi ise; mükelleflerin vergi oranlarının artırılması ya da yeni vergiler konulması yoluyla telafi edilmeye çalışılacağından, vergi mükelleflerinin kayıtdışına kaçmalarına sebep olmaktadır. Bu bakımdan sürecin çift yönlü bir kısır döngü olduğu da söylenebilir. Diğer yönden; kayıtdışı faaliyetlerin yol açtığı vergi kayıpları, kamu açıklarını artırdığından, devletin makro ekonomi politikalarının da hedeflerinden sapmasına yol açmaktadır (Güryay ve Şafaklı, 2004:37).

 

Vergi idaresinin etkin işleyemeyişi, vergi tabanının genişletilememesi, vergi adaletinin sağlanamayışı ve vergi oranlarının yüksekliği kayıtdışı ekonomiye sebep olurken; denetimsel eksiklikler ve vergi cezalarının hafifliği de, kayıtdışı ekonominin büyümesini bir bakıma teşvik etmektedir (Çımat ve Avcı, 2003:48).

 

Kayıtdışı faaliyetlerin varlığı ve büyüklüğü mükelleflerin vergilere karşı direnç göstermelerine sebep olmaktadır. 1982 Anayasasının 73. maddesine göre “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.” Anayasanın öngördüğü gibi yasalar verginin adaletli alınmasına yöneliktir. Ancak; adaletsiz vergi sistemi, mükellefleri vergi kaçakçılığına teşvik etmektedir (Kılıçdaroğlu, 1997:8). Bu sebeple; vergi sistemi hazırlanırken kayıtlı ekonomi-kayıtdışı ekonomi arasındaki potansiyel ilişkinin iyi analiz edilmesi önemli bir gerekliliktir (Trandel ve Snow, 1999:217).

 

Toplumdaki vergi yasalarının ve kamu vicdanının; vergi kaçırmayı basit, sıradan ve adi bir suç olarak nitelendirmesi ve cezalandırmakta yetersiz kalması, kayıtdışına çıkışı kolaylaştırmasının yanında, teşvik de etmektedir. Bunun yanında vergilerin ve düzenleyici diğer işlemlerin büyük boyutlara ulaştığı ülkelerde de ekonomik faaliyetlerin kayıtdışına yönelmesi kaçınılmazdır (Zinsmeister ve Lehrer, 2003:15).

 

Devletin uygulamış olduğu hatalı ya da eksik ekonomik–mali politikalar; kamuoyunda, toplanan vergilerin etkin kullanılmadığı görüşünü beslemektedir. Sık sık çıkarılan vergi afları, vergilerini düzenli ödeyen mükelleflerin haksızlığa uğradıklarını düşünmelerine sebep olmakta ve sonuç itibariyle vergiden kaçınmayı, vergi kaçırmayı teşvik ederek, vergilere karşı bir direnç oluşturmaktadır (Us, 2004:12).

 

Vergi mükelleflerinin devletçe konulmuş vergilere farklı biçimlerde karşı koymaları söz konusudur. Bunları 4 ana grupta toplamak mümkündür. Lobi Faaliyetleri: Vergi mükellefleri bireysel ya da toplu olarak devlete karşı baskıda bulunabilirler. Vergiden Kaçınma: Vergi mükelleflerinin kanunlardaki boşluklardan yararlanarak daha az vergi ödemesi şeklinde görülür. Vergi Kaçırma: Mükelleflerin kanunlara ve mali idarelere karşı gelerek vergi yükümlülüklerini yerine getirmemeleridir. Diğer bir direnç biçimi ise toplumsal ayaklanma şeklinde olabilmektedir.

 

Kayıtdışı faaliyetlerin ortaya çıkmasında etkili bir diğer faktör vergi oranlarının yüksekliğidir. Mükelleflerin vergi yükünün yüksek olması, gelirlerinin büyük ölçüde azalmasına ve sermaye kayıplarına yol açarak, vergiye karşı tepki oluşturmakta, bu da mükellefleri daha az vergi ödemenin yollarını aramaya sevk etmektedir (Güngör, 2003:112).

 

Gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede, GSMH içindeki dolaylı ve dolaysız vergilerin payı %50’ler seviyesine yaklaşmıştır. Bu değişim; marjinal vergi oranlarında çok daha hızlı olmuştur.  Vergi oranı ne kadar yüksek ise vergiden kurtulma çabası da o kadar yoğun olacaktır. Aynı zamanda vergi oranlarındaki artışlarla dürüstlüğün bedeli de yükselecek ve birçok vergi mükellefi gelirlerinin bir bölümünü gizlemek amacı ile vergi kaçıracaktır (Tanzi, 1984:70).

 

ABD’de yapılan ampirik çalışmalar, vergi indirimleri sonucunda emek arzının ve tasarrufların artacağını ve kayıtdışı ekonomiye yönelmiş olan ekonomik faaliyetlerin azalacağını ortaya koymuştur. Bununla birlikte; vergi indirimleri ekonomik büyüme hızının artmasında, gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülkelerde önemli bir faktör olmaktadır (Demircan, 2003:104).

 

Bir ekonomide yasalarla getirilen uygulamalar olan vergi istisnaları ve muaflıkları3 da, dolaylı olarak kayıtdışı ekonominin genişlemesine sebep olabilir. Vergiden muaf olan mükellefler, ticari veya zirai faaliyetlerini yürütmekte oldukları kişilerle belgesiz işlem yaparak, kayıtdışı kalabilirler.

 

Diğer bir faktör vergi denetimlerinin yetersizliğidir. Uygulamada; vergilerin önemli bir bölümü, mükelleflerin beyanı ve vergi idaresinin denetimi esasına dayanmaktadır. Mükellefler ile devlet arasındaki yazılı olmayan mutabakata göre mükellef, ödeyeceği vergiyi bizzat kendisi tayin ve tespit etmektedir. Fakat beyan esası, vergi kaçakçılığı açısından bir risk taşımaktadır.

 

Mükellef; bir taraftan vergi konusuna ilişkin bilgileri tam ve eksiksiz olarak beyan etmenin bir vatandaşlık görevi olduğu ve diğer taraftan da, daha az vergi ödeyerek menfaat sağlayabileceği ikilemi ile karşı karşıyadır. Bu ikilemin yanında vergi bilincinin, eğitiminin ve denetiminin yetersizliği, bir takım vergilerin beyan dışı bırakılmasıyla sonuçlanabilecektir (Erdağ, 2002:130–131). Vergi kayıp ve kaçaklarının önüne geçebilmek için; denetimlerin artırılmasının yanısıra vergi yasalarına uymayanlar için bu durumun ciddi bir risk oluşturması acil bir gerekliliktir (Erdağ, 2002:131).

 

Vergilendirme ortamının belirsizliği de vergi mükelleflerinin kayıtdışına kaçmasına yol açabilecek bir etkendir. Vergi mükelleflerinin vergilendirme konusundaki önemli beklentilerinden bir tanesi, ödenecek vergi miktarını ve ödeme zamanlarını net olarak bilmektir. Vergi mükelleflerinin; hiçbir yasal değişiklik olmaksızın idareden, denetim elemanlarından veya yargı uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle, farklı işlemlere maruz kalmaları, vergi yasalarına uymaktan kaçınmalarına sebep olabilir. Aynı zamanda, siyasi ya da ekonomik sebeplerle sık sık vergi affı çıkarılması veya devletin sürekli ek vergiler çıkarması nedeniyle de mükellefler vergi yasalarına uymaktan kaçınabileceklerdir (Aydemir, 1995:63).

 

Çalışma Hayatından Kaynaklanan Nedenler:

 

Çalışma hayatında görülen kayıtdışı faaliyetlerin temel nedeni olarak, toplam vergi ve sosyal güvenlik yüklerindeki artışlar gösterilebilir (Enste, 2003:87). İşgören ve işverenlerin artan yükümlülükleri sonucunda ortaya çıkan kayıtdışılık sosyal güvenlik sistemi sekteye uğramaktadır. Netice itibariyle sosyal güvenlik kuruluşlarının etkinliğini yitirmesiyle beraber, çalışanlar sosyal güvenlik haklarından verimli bir şekilde faydalanamamaktadırlar (Schneider ve Enste, 2000:97).

 

Kayıtdışı ekonomiye yönelen kesimin gerekçelerinden birisi de, kayıtlı alanda faaliyette bulunmanın sınırlılığıdır. Devletin üzerlerinde fazla baskı oluşturduğunu düşünen bireyler bu baskıdan kurtulmak için kayıtdışına yönelebilmektedir. Çalışma hayatıyla ilgili yasal düzenlemelerin; part-time, kısa süreli çalışma ve evde çalışma gibi işleri kapsamaması, işyerlerine getirilen standartlar, üretimin lisanslı olması, minimum yaş, eğitim, diploma, asgari ücret ve fazla mesai ve kadın çalışanlara düşük ücret verilmesi gibi uygulamalar istihdamın ve üretimin kayıtdışına kaçmasıyla sonuçlanabilmektedir (Ilgın, 1999:30).

 

 

 

 

 Sosyal Faktörlerden Kaynaklanan Nedenler:

 

Ekonomik, mali ve çalışma hayatından kaynaklanan nedenler dışında; toplumun yaşam şartları, kültür yapısı, moral ve ahlaki değerleri, eğitim düzeyi ve kırdan kente göç olgusu gibi sosyal faktörler de kayıtdışı ekonomiyi ortaya çıkaran nedenler arasındadır (Ilgın, 1999:31). Toplumdaki moral ve ahlaki değerlerin bozulması ve eğitimsizliğin sonucu olarak bireyler, yasadışı faaliyetlere ilgi duymaya başlarken, kayıtlı ve dürüst faaliyetlerde bulunanlar da devlete olan güvenlerini yitirmektedirler (Öğünç ve Yılmaz, 2000:5).

 

Uyuşturucu madde kaçakçılığı, kumar, tefecilik ve fuhuş gibi yasak malların–hizmetlerin üretimi ve pazarlanması sonucunda elde edilen yüksek karlar, özellikle moral ve ahlaki değerlerin bozulduğu toplumlarda insanları kayıtdışı faaliyetlere teşvik etmektedir  (Tanzi, 1984:72–73; Uyanık, 2001: 319).

 

Ülkeler arası ve ülke içi göç hareketleri de kayıtdışılığın önemli nedenleri arasında sayılabilir. Nüfus artış hızının, büyüme hızının üzerinde seyretmesi sonucunda ortaya çıkan işsizlik, kırsal alanlardaki imkânsızlıklar dolayısıyla işgücünü göçe zorlamaktadır. Yeterli altyapıdan yoksun bölgelere yapılan göçler bir yandan gecekondulaşmaya, diğer yandan vasıfsızlaşmaya yol açmaktadır. Türkiye’deki nüfusun dörtte birinin gecekondularda yaşadığı dikkate alındığında, kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin ana kaynağının gecekondu bölgeleri olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacaktır (Uyanık, 2001:320; Ilgın, 1999:32).

 

Psikolojik Nedenler:

 

Bireylerin hobi ve kişisel zevklerini tatmin amacıyla yapmış oldukları faaliyetler sonrasında da kayıtdışı kalmaları söz konusudur.  Bu şekilde kayıtdışı kalan bireylerin asıl amaçları ekonomik olarak fayda elde etmekten ziyade boş vakitlerini değerlendirmektir. Örneğin; ev içi yapılan üretim faaliyetleri, küçük süs eşyaları yapmak, bahçıvanlık gibi faaliyetler gelir amaçlı olmayıp, sadece satışı yapıldığında gelir getiren faaliyetlerdir. Söz konusu faaliyetlerden kişiler gelir elde ettiği takdirde, bu faaliyetleri kayıtdışı faaliyet olarak addetmek mümkündür.

 

Diğer yandan kayıt altında faaliyet gösteren bireylerin, başka bireylerin kayıtdışı faaliyetlerde bulunduklarını bilmeleri de onları psikolojik olarak kayıtdışına teşvik edebilir. Aynı zamanda bireylerin toplum içinde etkin olma istekleri, kimlik arayışları ve özgür çalışma istekleri de aynı şekilde sonuçlanabilir (Ilgın, 1999:33).

 

Siyasal Nedenler:

 

Kayıtdışı ekonominin ortaya çıkışı ya da genişlemesinde rol oynayan faktörlerden birisi de siyasal sebeplerdir. Gelişmiş demokrasilerde devletin vatandaşlarını denetlemesinin yanı sıra, vatandaşlar da devleti denetleyebilmektedirler. Ancak; ülkemizde kanunları yapanlar ve uygulayanların farklı olmaları, vatandaşların devleti denetlemelerini engellemektedir. Diğer yandan, siyasi iktidarların oy kazanmak uğruna bazı baskı gruplarının istekleri doğrultusunda vergi yükünü belirli kesimler üzerine yıkmaları mümkündür (Kıldiş, 2000b:198). Bu bakımdan devleti denetleme yetkisine sahip olmayan vatandaşlar, tepki olarak kayıtdışı faaliyetlere kayabilmektedirler.

 

Diğer yandan; devletin saygınlığını yitirmesi de, vatandaşların devlete olan bağlılıklarının azalmasına yol açarak kayıtdışı ekonominin büyümesinde rol oynayabilir (Toptaş, 1998:50). Ülkemiz vergi sisteminde, 1960–2002 yılları arasında 18 kez vergi affına ilişkin hükümler içeren kanunlar çıkarılmıştır. Bu bakımdan, devletin saygınlığının azaldığı ve mükelleflerin kayıtdışına çıkmak için üstü kapalı olarak teşvik edildiğini söylemek mümkündür.

 

3. Kayıtdışı Ekonominin Etkileri

 

Genel olarak kayıtdışı ekonomik faaliyet denildiğinde akla ilk olarak; yasalara, ahlaki normlara aykırı ve yasadışı faaliyetler gelmektedir. Ancak; kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin toplumsal ve ekonomik hayata etkileri konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. İktisat yazınında kayıtdışı ekonominin etkileri makroekonomik modellerin bir çoğuna dâhil edilmiş ve olumlu – olumsuz olmak üzere ikiye ayrılmıştır (Schneider ve Enste, 2000:88).

 

Kayıtdışı Ekonominin Olumlu Etkileri

 

Kayıtdışı faaliyetleri olumlu bulan görüşlerin başında; kayıtdışı ekonominin, ülkenin karşılaştığı ekonomik krizleri aşmasında, işsiz bireylere istihdam ve gelir olanakları sağlayarak, mal ve hizmet arzını artırarak yardımcı olduğu, yani bir çeşit sosyal güvenlik supabı olduğu görüşü gelmektedir (Ilgın, 1999:45).

 

Birçok araştırmacı kayıtdışı ekonomik faaliyetin piyasa ekonomilerine geçişte yardımcı olacağını ve geçiş ekonomilerindeki girişimci çabayı harekete geçirebileceğini öne sürmektedir (Fleming ve diğerleri, 2000:396). Adam ve Ginsburg; Belçika ekonomisi üzerinde kayıtdışı ekonominin muhtemel etkilerini araştırırken, genişlemeci mali politikaların etkilerinin, hem kayıtlı hem de kayıtsız ekonomi için pozitif uyarıcılığa sahip olduğu sonucuna ulaşmış ve kayıtlı – kayıtdışı ekonomi arasında pozitif bir ilişki saptamışlardır (Schneider ve Enste, 2000:88).

 

Bu gibi çalışmalar ışığında; kayıtdışı ekonominin, iktisadi büyüme üzerindeki etkilerinin, beş farklı kanaldan ortaya çıktığını söylenebilir. Bu kanallardan birincisi rekabet etkisidir. Yurtiçinde yasal sorumluluklarını yerine getirmeyen ve kayıtdışı faaliyet gösteren firmalar; kayıtlı çalışan firmalar ve uluslar arası firmalara göre, daha düşük maliyetle üretim yapabilmektedirler. Kayıtdışı çalışarak maliyet avantajı elde eden firmalar, ihracatın ve dolayısıyla yurtiçi gelirlerin artmasına katkıda bulunacaklardır (Kalça, 1995:52; Öğünç ve Yılmaz, 2000:5).

 

İkinci etki tüketim etkisidir. Bireylerin kayıtdışı kalarak vergiye tabi gelirlerini azaltmaları; devletin fiili vergi gelirlerini azaltırken, bireylerin kullanılabilir gelirlerini artıracaktır. Kullanılabilir gelirleri artan bireyler de marjinal tüketim eğilimine bağlı olarak tüketimlerini artıracaklardır. Böylece; bir yandan toplam talep artarken diğer yandan atıl kapasiteler azalacak ve yatırım malları talebi artacaktır. Bu süreç ekonomideki üretimin ve dolayısıyla milli gelirin artmasıyla sonuçlanacaktır (Özsoylu, 1996:49; Kıldiş, 2000a:200).

 

Kayıtdışı faaliyetlerin üçüncü olumlu etkisi bürokrasinin azaltılması yönündedir. Kayıtdışı faaliyetlerin kanunlardan uzak bir şekilde yapılması, bürokratik engellerin ve düzenleyici harcamaların ortadan kalkmasına yardımcı olarak kaynakların tamamının bürokratik gecikmeler olmaksızın hızlı bir biçimde mal ve hizmet üretiminde kullanılabilmesine olanak tanıyacaktır. 

 

Ayrıca; kayıtdışı ekonomi faaliyetleri, rüşvet v.b yollarla yabancı yatırımların yapılmasını engelleyen yasaları delerek, yabancı yatırımların yapılabilmesinde etkinlik artırıcı bir işlev görmektedir. Bir anlamda bürokrasinin önüne geçerek ya da bürokratik işlemleri hızlandırarak iktisadi büyüme üzerinde olumlu etkiler yaratabilmektedir (Bardhan, 1997:1322–1323).

 

Bununla birlikte; kayıtlı ekonomiye paralel bir şekilde işleyen kayıtdışı ekonomi, kayıtlı sektörde dönemsel olarak ortaya çıkabilen dalgalanmaların etkilerini azaltarak, üretim sürecinde etkinlik ve süreklilik sağlanmasına yardımcı olabilmektedir (Mızırak, 1997:24).

 

Diğer bir olumlu kanal kayıtdışının oto-finansman yöntemi olarak görülmesidir. Bir ekonomide iktisadi büyümenin önündeki en büyük engel gerekli yatırımların yapılabilmesini sağlayacak tasarrufların yetersizliğidir. Kayıtdışı faaliyetler; bireylerin harcanabilir gelirlerini, firmaların da karlarını artırarak, gerekli yatırımların yapılabilmesi için bir otofinansman imkânı sağlayabilmekte ve böylelikle, iktisadi büyümeye katkıda bulunabilmektedir (Aydemir, 1995:94). Aynı zamanda ekonomideki finansman kuruluşlarının yüksek maliyetli kredileri yerine, kayıtdışı faaliyetlerle elde edilen vergisiz karlar, firmaların yatırım faaliyetlerini fonlamakta kullanılabilmektedir.

 

Netice itibariyle; bir ekonomide kayıtdışı otofinansman ile sağlanabilen büyüme oranının, söz konusu faaliyetlerin kayıtlı olarak yapılması durumunda, devletin elde edeceği gelirlerle sağlanabilecek büyüme oranından daha yüksek olması durumunda, kayıtdışının olumlu sonuçlar doğurduğunu rahatlıkla söylemek mümkün olacaktır (Kıldiş, 2000a:200).

 

Sonuncu etki ise; istihdam avantajıdır. Kayıtlı sektörde faaliyet gösteren firmaların birim işgücü maliyetleri, kayıtdışı sektöre göre oldukça yüksektir. Kayıtdışı işgücü istihdam ederek istihdam artığından faydalanabilen firmalar, bu artık sayesinde yeni yatırımlar için fon kaynağı elde edeceklerdir. Kayıtdışı kalarak elde edilen fonların yatırımlarda kullanılması sonucunda, yeni istihdam olanakları yaratılabilecektir.

 

Sonuç itibariyle; kayıtdışı olarak tutulan gelir ve karlar yatırım dinamiklerini oluşturabildiği müddetçe, üretim ve dolayısıyla milli gelir artışlarını da beraberinde getirir. Bu süreçte herhangi bir aksama ve sızıntı olmadığı müddetçe, kayıtdışı faaliyetler ekonomik büyüme ve GSMH üzerinde pozitif etkilerde bulunacaktır.

 

Kayıtdışı ekonomi istihdam üzerinde de olumlu sonuçlar doğurabilmektedir. Bu etkileri açıklayabilmek için asgari ücret uygulamasından yararlanmak mümkündür. Asgari ücret politikasının uygulanmakta olduğu bir ekonomide; yüksek gelir vergileri, göç ve istihdam kontrolleri, çalışma saatlerinde kısıtlamalar gibi çeşitli uygulamalar mevcuttur. Bu yüzden; resmi olarak çalışma imkânı olmayan bireyler, ikinci bir işte çalışmak isteyenler, bu isteklerini gerçekleştiremezler. Ancak; kayıtdışı istihdam, söz konusu kişilerin çalışmalarına ve gelirlerini artırabilmelerine imkân sağlar. Bu tür faaliyetler ekonomik yapıya dinamizm kazandırmasının yanında bazı sektörlerde de rekabetin artmasına olanak sağlar (Smith, 2002:1659).

 

Devletin sosyal amaçlara yönelik olarak denge ücret düzeyinin üzerinde bir asgari ücret belirlemesi ekonomideki ücret seviyesini yükseltecektir. Yeni yüksek ücret düzeyi sonrasında önceden çalışmasına rağmen işsiz kalanlar ve yeni yüksek ücret düzeyinden iş arayanlar toplam işsizliği artıracaklardır. Ancak; asgari ücret politikası sonrasında ortaya çıkan işsizliğin boyutu, işgücü talep–arz fonksiyonlarının esnekliğine ve asgari ücretin denge ücret düzeyinde ne kadar yüksek olduğuna bağlı olacaktır.

 

Kayıtdışı istihdamın en önemli sebeplerinden bir tanesi de işsizliktir. Kayıtdışı istihdam hem işgören hem de işveren açısından iktisadi avantajlar sağladığından sürekli var olmuştur. Artan rekabet, işletmeleri işgücü maliyetlerini düşürmek amacıyla kayıtdışı istihdama itmektedir (Murat, 2002:47). Piyasadaki asgari ücretten veya bunun üzerindeki bir ücret seviyesinden iş bulamayan işgücü için kayıtdışı çalışma, önemli bir iş sahasıdır (Lemos, 2004:1).Sonuç itibariyle kayıtdışı istihdam hem işveren hem de işgörenler açısından özellikle işsizliğin yoğun olduğu ekonomilerde tercih edilir bir olgu haline gelmektedir.

 

Kayıtdışı ekonominin kayıtlı ekonomi üzerindeki olumlu bir diğer etkisi kayıtdışı yollardan elde edilen gelirlerin kayıtlı ekonomide harcanması yoluyla ekonomik canlanmaya yardımcı olmasıdır. Aynı zamanda bu yolla kayıtdışı gelirler kayıt altına girmektedir (Aydemir, 1995:98).

 

Kayıtdışı yollardan elde edilen fonlar, menkul kıymet borsaları, bankalar, dolaylı vergiler ve satın alınan KİT ürünleri vasıtasıyla, kamu ekonomisine katkı sağlayacaktır (Kalça ve Toksoy, 1995:45). Uyuşturucu, organ ticareti gibi yasadışı faaliyetlerden elde edilen gelirlerin; kayıtlı ekonomide harcamasının yaratabileceği etkilerin yanında, yaratacakları satın alma gücünün yasal sektörlerde istihdam fırsatları yaratması da mümkündür (Çetintaş ve Vergil, 2003:19–20).

 

Kayıtdışı ekonomi geçim kaynağı olmayan insanlara geçinebilecek düzeyde bir gelir olanağı yaratmak ve yaşam standardını yükseltmek isteyenlere de ekstra gelir olanağı sağlamak gibi sosyal anlamda iki olumlu etkisi daha vardır. Kayıtdışı faaliyetlerin bu yolla toplumda infiallerin, sosyal patlamaların çıkmasını önlendiği ya da geciktirdiği söylenebilir (Aydemir, 1995:99).

 

Kayıtdışı Ekonominin Olumsuz Etkileri

 

Kayıtdışı ekonominin tanımlanmasında olduğu gibi etkileri konusunda da fikirbirliği bulunmamaktadır. Kayıtdışı ekonominin olumlu yanlarının olduğunu savunanların aksine tüm ekonomi üzerinde olumsuz etkilerinin varlığını savunanlar da bulunmaktadır. Bu olumsuz etkileri; ekonomik göstergeler üzerindeki etkiler, gelirler üzerindeki etkiler ve rekabet üzerindeki etkiler olmak üzere üç kategoride incelemek mümkündür.

 

GSMH ve Milli gelire ilişkin rakamlar, bir ülke ekonomisinin durumunu yansıtan en önemli makroekonomik göstergelerdir. Ancak; kayıtdışı ekonomik faaliyetler bu göstergelerin sapmasına yol açmaktadır. Dolayısıyla hatalı göstergeleri referans olarak alan politika yapıcılar yanlış sonuçlarla karşılaşabileceklerdir  (Özsoylu, 1996:45). Böylelikle kayıtdışı faaliyetler ekonomi politiklarının beklenen seyrinden sapmasına sebep olurken, ekonomiyi de olumsuz yönde etkilyecektir.

 

Genel anlamda en yaygın ve geniş kayıtdışı faaliyet, kaçak çalışma ile işgücü sektöründe ortaya çıkmaktadır. Kaçak çalışma bir yandan işgücü rakamlarını ve dolayısıyla hükümetin istihdam politikalarını yanlış yönlendirirken, diğer yandan da, işgücü sektöründen alınması hedeflenen vergi gelirlerinde de kayıplara yol açabilecektir (Eilat ve Zinnes, 2002:1237). Bununla birlikte resmi işlerinin yanında kayıtdışı alanda faaliyet gösteren işgörenler, bu faaliyetlerinden dolayı resmi işlerinde de verim kayıplarına uğramaktadırlar (Özsoylu, 1996:47).

 

Diğer bir olumsuz etki ise, kayıtdışı birimlerin yerli paradan kaçmaları sonucu yaşanan bir olgudur. Kayıtdışı alanda faaliyette bulunan ekonomik birimlerin, sürekli artan enflasyon vergisinden korunmak amacıyla efektif yabancı para talep etmeleri ve yerli paradan kaçmaları, bir yandan kur makası sorununu büyütürken, diğer yandan da, devletin ekonomi politikalarına olan güveni azaltmaktadır.

 

Diğer bir olumsuz görüş, kayıtdışılığın devletin gelirleri üzerindeki olumsuz etkilerini öne sürmektedir. Kayıtdışı ekonomi, devletin potansiyel vergi gelirlerinin fiili gelirlerinden farklı olmasına yol açan yasadışı bir faaliyettir. Devletin en önemli geliri olan vergilerin, kayıtdışı faaliyetler dolayısıyla erozyona uğraması, makroekonomik yapıda olumsuz tetiklenmelere ve sosyal refah devletinden ödünler verilmesine yol açabilir. Kayıtdışı faaliyetlerin devletin vergi tahsilâtını azaltması sonucunda artan bütçe açıkları, doğrudan veya dolaylı vergiler ile yine vergi mükelleflerine dönecektir. Mükellefler de vergi yüklerindeki artışlar karşısında kayıtdışı faaliyetlerini artırarak kısırdöngüyü biraz daha kuvvetlendireceklerdir (Çetintaş ve Vergil, 2003:20).

 

Kayıtdışı faaliyetlerin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini açıklayabilmek için rekabet üzerindeki etkilerinin de incelenmesi gereklidir. Kayıtdışı ekonomik faaliyetler, işletmeler arasındaki rekabeti olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerden birisidir. Kayıtdışı alanda faaliyet gösteren işletmeler, diğerlerine göre daha az vergi ödedikleri veya hiç vergi ödemedikleri için rekabet üstünlüğüne sahip olmaktadırlar. Bu durum da, bir yandan kayıtdışı ekonominin büyümesine yol açarken, diğer yandan da ahlaki yozlaşma ve devlete olan güvenin azalmasına sebep olmaktadır (Altuğ, 1999:480). Bireylerin ekonomik ve siyasi sisteme olan güvenlerinin kayıp olması,  piyasa ekonomisinin temelini oluşturan sosyal ahlak olgusunun da erozyona uğramasıyla sonuçlanmaktadır.

 

4. Kayıtdışı Ekonominin Ölçülmesi

 

Ekonomistler, kayıtdışı ekonomiyi tanımlamakta zorlandıkları gibi ölçümünde de zorlanmaktadırlar. Çünkü her ülke için kullanılan yöntem ve tanımlamalara bağlı olarak farklı tahminler yapılmaktadır (Carillo ve Pugno, 2002:4). Kayıtdışı ekonominin tahmini büyüklüğünün, söz konusu kayıtdışı faaliyetlerin bir reaksiyonu olarak doğrudan doğruya ölçülememesi çok doğaldır (Frey ve Weck, 1983:24).

 

Kayıtdışı ekonominin nispi büyüklüğünü tespit etmek için birçok yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntemler birçok varsayıma dayanmaktadır. Varsayımların değiştirilmesi kullanılan yöntemler aynı olsa bile sonuçların farklı olmasına yol açacaktır. Bu yüzden kayıtdışı ekonominin tahminine yönelik olarak yapılan çalışmalarda, çalışma kapsamının çok iyi belirlenmesi ve varsayımların olabildiğince gerçekçi belirlenmesi gerekmektedir (Ilgın, 2002:146). Literatürde kayıtdışı ekonominin ölçümüne yönelik temelde doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki yöntem bulunmaktadır.

 

Doğrudan Yöntemler:

 

Doğrudan yöntemlerde, mikro anlamda elde edilen verilerin birleştirilmesi ile kayıtdışı ekonominin toplam büyüklüğüne ulaşılmaya çalışılmaktadır (Schneider ve Enste, 2000:91). Doğrudan yöntemlerin avantajı, kayıtdışı ekonominin yapısal özelliklerinin ortaya çıkartılmasına ve ayrıntılı bilgiler elde edilebilmesine imkân vermesidir. Böylelikle kayıtdışı ekonomi ile mücadele amacına yönelik politikalar türetilebilmesine yardım edebilir (Ilgın, 1999:69).

 

Doğrudan yöntemlerin en temel özelliği kayıtdışının anket yöntemi ile tahmin edilmeye çalışılmasıdır. Ancak; anket yöntemi, bireylerin doğru cevap vermeyecekleri, verseler bile bu cevapların tam olarak gerçeği yansıtmayacağı şeklinde eleştirilere maruz kalmakta ve kayıtdışı ekonominin boyutlarının olduğundan çok daha düşük çıktığı kabul edilmektedir (Savaşan, 2004:4).

 

Doğrudan tahmin yönteminde, anket çalışmalarının yanısıra vergi denetim elemanlarınca yapılan denetimler sonucunda da kayıtdışı ekonominin boyutları belirlenmeye çalışılabilir. Denetimlerde beyan edilen gelir ile denetleme elemanlarınca bulunan gelir arasındaki fark kayıtdışı ekonomiyi verecektir (Schneider ve Enste, 2000:92). Ancak; denetleme elemanlarının azlığı ve denetimlerin yıllık olması bu yöntemin gerçeklerden sapmasına yol açabilmektedir.

 

Dolaylı Yöntemler:

 

Dolaylı yöntemlerde doğrudan yöntemlerin aksine makro ekonomik göstergelerin zamana bağlı değişimlerinden yararlanılır (Öğünç ve Yılmaz, 2000:7–8). Dolaylı yöntemlerde dikkate alınan başlıca göstergeler makro düzeydeki parasal, demografik veriler, vergi oranları ve milli muhasebe hesaplarıdır. Bu yöntemler kayıtdışı ekonominin makro boyutlarının belirlenmesinde ve zaman içindeki gelişim seyrinin ortaya konmasında doğrudan yönteme göre daha avantajlıdır (Enste ve Schneider, 1998:5- 6).

 

Dolaylı yöntemleri; kullanılan verileri dikkate alarak, beş farklı biçimde sınıflandırmak mümkündür. Bunlar; GSMH Yaklaşımı, İstihdam Yaklaşımı, Parasalcı Yaklaşım, Fiziksel Girdi (Elektrik Tüketimi) Yaklaşımı, MIMIC Model Yaklaşımıdır (Schneider ve Enste, 2000:92).

 

GSMH Yaklaşımı: GSMH’nın hesaplanmasında kullanılan; üretim, gelir ve harcamalar yöntemleri aynı sonuçları vermek durumundadır. Ancak; kayıtdışı ekonominin varlığı, üç farklı yöntemle hesaplanan rakamların sistematik olarak birbirinden farklı olmasına yol açmaktadır (Temel ve diğerleri, 1994b:12).

 

İstihdam Yaklaşımı: İstihdam yaklaşımında; nüfusun, sivil işgücü arzının ve istihdamın, zaman içerisindeki gelişim seyri ile yani, resmi sektöre katılım ile gerçek oran arasındaki fark ölçülerek, kayıtdışı ekonominin büyüklüğü tahmin edilmeye çalışılmaktadır. İtalyan ekonomistlerce çok kullanılan bir yaklaşım olduğu için İtalyan Yaklaşımı da denilmektedir (Savaşan, 2004:5).

 

Parasalcı yaklaşım: Parasalcı yaklaşım; parasal büyüklüklerdeki gelişmeler ile kayıtdışı ekonomi arasında ilişki kurarak, sadece parasal – kayıtdışı ekonominin büyüklüğü tahmin etmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşımda, nakit para kullanılmadan gerçekleştirilen faaliyetler ile parasal olmayan ev ekonomisi faaliyetleri kapsam dışı kalmaktadır (Ilgın, 1999:52–53). Kayıtdışı işlemler gizlenmeye ve denetimden kaçırılmaya elverişli olduğundan; işlemlerin genelde nakit para ile yapıldığı ve kayıtdışı hareketlerin parasal büyüklükleri etkilediği varsayılmaktadır. Bu etkilerin analizi ile de kayıtdışı ekonominin boyutu hakkında tahmin edilmeye çalışılmaktadır (Ilgın, 2002:147). Parasalcı yaklaşım dört farklı tahmin yöntemi kullanır. Bunlar; Basit Nakit Para Oranı Yöntemi, Değiştirilmiş Nakit Para Oranı Yöntemi, Ekonometrik Yöntem ve İşlem Hacmi Yöntemidir.

 

Basit Nakit Para Oranı Yöntemi: İlk olarak P.Cagan’ın kullandığı yöntem nakit paranın vadesiz mevduat hesaplarına oranındaki hareketlerin analizine dayanır (Spiro, 1994:19; Faal, 2003:8). Bu yöntemde; nakit para/vadesiz mevduat oranının zaman içerisinde sabit kaldığı varsayılır. Elde tutulan nakit para miktarında, vadesiz mevduat hesaplarına göre meydana gelecek oransal artışlar kayıtdışı faaliyetlerin arttığına bir işaret sayılır.

 

Değiştirilmiş Nakit Para Oranı Yöntemi: Basit nakit para oranı yönteminin Edgar Feige tarafından genişletilmiş şeklidir. Feige (1979); kayıtdışı faaliyetlerde sadece nakit para kullanılmadığını, çek, senet, banka kartı, kredi kartı gibi araçların da kullanıldığını savunmuştur (Faal, 2003:8). Böylelikle; hem nakit, hem de, diğer araçlarla gerçekleştirilen toplam işlemler ile gelir arasındaki ilişkiye dayanan alternatif bir yöntem geliştirmiştir (Çetintaş ve Vergil, 2003:22). Bu yöntem; basit yöntemden bu şekilde ayrılmasına rağmen, kayıtdışı ekonominin parasal hacminin ölçülmesi her iki yöntemde de aynı şekildedir.

 

Ekonometrik Yöntem: Bu yöntem, nakit para talebinin ekonometrik yöntemlerle bir takım belirleyici öğelere bağlı olarak tahmin edilmesine dayanır (Ilgın, 2002:148). Tanzi tarafından ilk olarak 1979 yılında öne sürülen ve 1980 yılında yeniden elden geçirilerek, 1983 yılında ABD ekonomisine uygulanan yöntem, ekonometrik parasal tahmin yöntemlerinin en bilinenidir ve, diğer ülkelerdeki ekonometrik çalışmalara da yol göstermiştir (Ilgın, 1999:62). Bhattacharyya (1990)’da benzer bir yöntem uygulamışsa da, literatürde genel olarak Tanzi’nin ekonometrik modeli kullanılmaktadır. Tanzi modeline göre kayıtdışı ekonomi, vergi yükümlülüklerinden dolayı resmi ekonomide gösterilmeyen veya eksik gösterilen GSMH’dır (Schneider, 2003a:18). Modelde; kayıtdışı ekonominin parasal hacmi ile vergi kaçırma güdüsü arasındaki ilişki, nakit paranın, M2 para arzına oranı ile bağlantılı olarak açıklanmaya çalışılmaktadır.

 

İşlem Hacmi (Muamele) Yöntemi: Feige, tarafından parasal oran yöntemlerine alternatif olarak geliştirilen bu yaklaşım; toplam işlem hacmi miktarının GSMH’ya oranı ve bu orandaki değişikliklerden, hareketle kayıtdışı ekonominin boyutu hakkında fikir edinmeyi amaçlamaktadır (Giles, 1998:97). Feige, araştırmasında Paranın Miktar Teorisi’nden faydalanmaktadır. Feige’nin analizine göre MV=PT eşitliğinde;  toplam ödemeler (MV) ve kayıtlı işlemler birbirinden bağımsız olarak tahmin edilebilir ise, (MV–PT) farkı kayıtdışı işlemlerin değerini açıklamak mümkün olacaktır (Ilgın, 1999:59).

 

Fiziksel Girdi (Elektrik Tüketimi) Yöntemi: Bu yaklaşım, bütün ekonomik faaliyetlerin elektrik tüketimi ile aşırı derecede ilişkili olduğu varsayımına dayanarak elektrik kullanımındaki farklılıklar ile kayıtdışı ekonomiyi tahmin etmeye çalışır. Resmi milli gelirin üretilmesi için gerekli elektrik miktarı hesaplanır ve bunun üzerindeki elektrik kullanımının sebebinin kayıtdışı faaliyetler olduğu düşünülür. Güvenilir veri elde etmek kolay olsa da hiçbir kayıtdışı faaliyet çok fazla elektrik kullanmaz ve üretim ile kullanılan elektrik arasındaki ilişki ikame ve teknik ilerlemeden dolayı zamanla değişebilir (Çetintaş ve Vergil, 2003:23).

 

MIMIC Model Yaklaşımı: Daha çok psikoloji ve sosyoloji gibi sosyal alanlarda kullanılan MIMIC (Multiple Indicators–Multiple Causes=Çoklu Göstergeler–Çoklu Nedenler) modeli, kayıtdışı ekonominin ölçümünde de kullanılmaktadır (Cassar, 2001:49).Yöntem; diğer yaklaşımlardan farklı olarak, kayıtdışı ekonominin sebepleri ve etkileri üzerine odaklanır ve tümünden eş anlı olarak faydalanır. Model; gözlenemeyen değişkenleri tahmin etmek için, gözlenebilir göstergeler türeten, sağlam yapıda bir davranışsal yapı üzerine kurulmuştur (Çetintaş ve Vergil, 2003:24).

 

5. Türkiye’de Kayıtdışı Ekonominin Boyutları

 

Ülkemizde de kayıtdışı ekonominin ölçülmesine yönelik pek çok çalışma yapılmış ve farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Bu çalışmalarda uygulanan yöntem farklılıkları, kullanılan veri serisi ve varsayımlardaki farklılıklardan dolayı kayıtdışı ekonominin GSMH’nın %2’si ve %83’üne tekabül ettiğine ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmaların çoğunda literatürdeki mevcut yöntemler temel alınarak Türkiye uygulamaları yapılmıştır. Tablodan da görüleceği üzere aynı dönemler için yapılan çalışmalarda, farklı sonuçlar elde edilmiştir. Aşağıdaki tabloda Türkiye için kayıtdışı ekonomi tahminine ilişkin çalışmalar yer almaktadır.

 

Tabloda görülen farklı sonuçlar; uygulanan yöntemden, incelemeye alınan dönemden, kullanılan varsayımlardan ve verilerin türünden kaynaklanmaktadır. Ölçüm sonuçlarının birbirinden bu kadar farklı olması, kullanılan yöntemlerin Türkiye’ye uygulanabilirliği açısından kuşkular yaratmaktadır.

 

Türkiye açısından çalışmaları kısıtlayan en önemli sorun, veri setini elde etmede yaşanılan zorluklardır. GSMH ve toplam istihdam rakamları gibi resmi istatistiklerin kayıtdışılığı içerdiği, bu istatistiklerin zaman zaman yeniden düzenlenmesinden de rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Örneğin DİE eski GSMH serisini, kapsamını da genişletmek suretiyle 1990 yılında yeniden düzenleyerek bu değişiklikleri 1968 yılına kadar geriye götürmüştür. Bu şekilde oluşturulan yeni milli gelir serisi 1993 yılında tekrar düzeltilmiştir (Ilgın,1999:87). Bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı Türkiye’de kayıtdışı ekonominin ölçülmesi konusunda yapılan tahminlerin güvenirliklerinin azaldığını söylemek mümkündür.

 

 

Tablo1: Türkiye’de Kayıtdışı Ekonomi Tahmin Çalışmaları

Araştırmacı

Çalışmanın Yapıldığı Zaman Dilimi

Kayıtdışı Ekonominin Tahmini Büyüklüğü (%)

Yöntem

Derdiyok

1991

7,78

Tanzi Yaklaşımı

Derdiyok

1991

26,20

Tanzi Yaklaşımı

Temel ve diğerleri

1991

1,50

GSMH Yaklaşımı

Temel ve diğerleri

1991

1,91

Sabit Oran Yaklaşımı

Temel ve diğerleri

1991

1,91

İşlem Hacmi Yaklaşımı

Temel ve diğerleri

1991

7,88

Ekonometrik Yaklaşım

Akyüz ve Bahçekapılı

1960–1992

5 – 10

Tanzi Yaklaşımı

Özsoylu

1990

7,5

GSMH Yaklaşımı

Özsoylu

1990

6,9 – 11,7

Parasalcı Yaklaşım

Özsoylu

1990

11,7

İşlem Hacmi Yaklaşımı

Yamak

1994

9,9

Tanzi Yaklaşımı

Yamak

1994

24,8

Tanzi Yaklaşımı

Ilgın

2001

66,2

Basit Parasal Oran Yaklaşımı

Ilgın

1993

25,4 – 57,2

Basit ve Geliştirilmiş Sabit Oran Yöntemi

Öğünç ve Yılmaz

1999

7,53

GSMH Yaklaşımı

Öğünç ve Yılmaz

1998

25,8

Basit Parasal Oran Yaklaşımı

Öğünç ve Yılmaz

1999

20,5

Parasalcı Yaklaşım

Kasnakoğlu ve Yayla

1997

30,4

Basit Parasal Oran Yaklaşımı

Kasnakoğlu ve Yayla

1997

9

Tanzi Yaklaşımı

Kasnakoğlu ve Yayla

1997

25,9

Tanzi Yaklaşımı

Kasnakoğlu ve Yayla

1997

31

İşlem Hacmi Yaklaşımı

Çetintaş ve Vergil

2000

24,73

Nakit Para Talebi Yaklaşımı

Aktürk ve diğerleri

2002

16,22

Tanzi Yaklaşımı

Us

2000

64

Elektrik Tüketimi Yaklaşımı

Us

1997–2003

9

Ekonometrik Yaklaşım

Tandırcıoğlu

2000

83,36

Sabit Oran Yaklaşımı

Kaynak: Tabloda belirtilen çalışmalar taranarak tarafımızca düzenlenmiştir.

 

 

4. Sonuç

 

Kayıtdışı ekonomik faaliyetler literatüre ilk defa antropolojist John Keith Hart tarafından 1972 yılında “enformel sektör” kavramı ile girmiş; olumlu ve olumsuz etkileri bir çok disiplinin yazınında hatırı sayılır bir yer işgal etmeye başlamıştır. Kayıtdışı ekonomi olgusu, birçok ekonomik aktör ve faaliyeti içerdiğinden dolayı araştırmacılar tarafından her zaman endişe ile yaklaşılmış bir konu olmuştur. Bu endişenin temel nedenleri; yeraltı ekonomisi, beyandışı kazançlar, enformel ekonomik ve yasadışı ekonomik faaliyetler (suç ekonomisi) gibi suç oluşturan unsurların varlığıdır. Araştırmacıların diğer sorunu ise, kayıtdışı ekonominin doğasından kaynaklanır. Kayıtdışı ekonomi, istatistiklere yansımayan ve ölçümü kolaylıkla yapılamayan sınırlı bir çalışma alanıdır. Bu yüzden; araştırmacılar kayıtdışı ekonomiyi, kayıtlı ekonomideki bazı belirtileri izleyerek tahmin etmeye çalışmak zorundadırlar.

 

Bazı araştırmacılar; kayıtdışı ekonomik faaliyetlerin sübvansiyon niteliği taşıdığı, büyüme üzerinde olumlu etkileri olduğu, istihdama olumlu etkileri ve kayıtlı ekonomiye kaynak sağladığı gerekçesi ile desteklemişlerdir. Bazı araştırmacılar ise; kayıtdışı faaliyetlerin rekabet, gelir dağılımı, sosyal adalet, kamu gelirleri ve ekonomi politikaları üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle önlenmesi gereken bir faaliyet olduğunu savunmuşlardır.

 

Kayıtdışı ekonomi, kayıtlı sektörü piyasadan kovmaktadır. Böylelikle kayıtlı sektördeki ekonomik birimler daha düşük rekabet ve daha düşük gelir düzeyinde faaliyet göstermek zorunda kalmaktadırlar. Gresham kanunlarında olduğu gibi kayıtdışı faaliyetler, kayıtlı faaliyetleri piyasa dışına iterek sürekli olarak kayıtlı sektörün payını küçültmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde; kayıtdışı faaliyetlerin ilk bakışta çok olumlu etkilere sahip olduğu düşünülse bile, zamanla kontrolden çıkan faaliyetler kayıtlı ekonomiye rakip hale gelmektedir.

Her ülkede; kayıtdışı faaliyetler, farklı biçim ve boyutlarda bulunmaktadır. Bu nedenle kayıtdışı faaliyetlerle mücadele edebilmek için her ülkenin kendi koşullarını dikkate alması gerekmektedir. Aksi takdirde alınan önlemler ve uygulamalar etkin olmayacaktır. Ancak; kayıtdışı ekonomi ile mücadelede mutlaka bir çok engelle karşılaşılacaktır. Öncelikle bu faaliyetlerle beslenen baskı ve çıkar gruplarının, kayıtdışı faaliyetlerin kayıt altına alınmasında istekli olmayacakları ve tepki gösterecekleri dikkate alınmalıdır. Sonrasında da bu tepkilerin ve engellerin ortadan kaldırılabilmesi için ne tür uygulama ve ikna yöntemlerinin kullanılabileceği saptanmalıdır. Aksi takdirde alınacak önlemler ve yapılacak uygulamalar kayıtdışı faaliyetleri önlemekten çok daha da büyümesine yol açacaktır.

 

Türkiye’de, kayıtdışı ekonomiyi ölçme çalışmaları, farklı sonuçlar vermiş olsa da, elde edilen sonuçlar küçümsenebilecek düzeyde değildir. Çalışmaların ışığında Türkiye’de kayıtdışı ekonominin önemli bir sorun haline geldiği söylenebilir. Bunun en temel nedenlerden bir tanesi, kayıtdışı ekonominin lehine olan görüşlerdir.

 

Kayıtdışı istihdam faaliyetleri, sosyal bir politika olan asgari ücret politikasının delinmesine ve işgücünün sömürülmesine sebep olmaktadır. Sıklıkla yaşanan vergi afları; vergi denetimindeki yetersizlikler ve boşluklar, kamu vergi gelirlerini eriterek bütçe açıklarına yol açmakta, bu durum da kayıtlı alandaki bireyleri cezalandırarak, kayıtdışı faaliyetlere itmektedir. Böylelikle bir tarafta vergisini ödemeyen kayıtdışı sektör büyürken, diğer tarafta kayıtlı sektör tüm yükleri çekmekte ve gelir dağılımındaki adaletsizlik gün geçtikçe büyümektedir.

 

Bu ve bunun gibi sebeplerden dolayı; kayıtdışı faaliyetlerin, istihdam yaratma, yerli endüstrileri koruma, kaynakların etkin dağılımının sağlanması ve krizlerin etkilerini azaltması gibi olumlu etkilerinin olumlu yönde işleyemediğini söylemek mümkündür.

 

 

Referanslar

 

Alptürk, Ercan, (2001) “Elektronik Ticaretin Vergilendirilmesi”, Vergi Sorunları, Cilt:24, Sayı:153, Haziran, ss. 37 – 45.

Altuğ, Osman, (1999) Kayıtdışı Ekonomi, Türkmen Kitabevi, İkinci Baskı, İstanbul.

Aydemir, Şinasi, (1995), Türkiye’de Kayıtdışı Ekonomi (vergisel ağırlıklı uzlaşma önerisi), Maliye Hesap Uzmanları Derneği Yayınları, İstanbul.

Bardhan, Pranab, (1997) “Corruption and Development: A Review of Issues”, Journal of Economic Literature, Vol:35, September, pp.1320–1346.

Bloem Adriaan M. and Shrestha, Manic L., (2000) “Exhaustive Measures of GDP and the Unrecorded Economy”, IMF Working Paper, October, pp.1-36.

Bonjean Araujo, Catherine and Chambas, Gerard, (2003) “Taxing the Urban Unrecorded Economy in Sub – Saharan Africa”, Hard to Tax Conference in Atlanta, May

Carillo, Maria Rosaria and Pugno, Maurizio, (2002) “The Underground Economy and the Underdevelopment Trap”, Universita Degli Studi di Trento, Discussion Paper, No:1, pp.1–23.

Cassar, Alan, (2001) “An Index of the Underground Economy in Malta”, Bank of Valetta Review, No:23, Spring, pp.44–62.

Choi, Jay Pil and Thum, Marcel, (2002) “Corruption and the Shadow Economy”, CESifo Working Paper Series, No:633, January, pp.1–27.

Çetintaş. Hakan ve Vergil, Hasan, (2003) “Türkiye’de Kayıtdışı Ekonominin Tahmini”, Doğuş Üniversitesi Dergisi, Cilt:4, Sayı:1, ss.15-30.

Çımat, Ali ve Avcı, Mehmet, (2003) “Türkiye’de Kayıtdışı Ekonominin Vergi Sisteminden Kaynaklanan Nedenleri ve Çözüm Önerileri”, Vergi Raporu, Yıl:11, Sayı:66, Ağustos – Eylül.

Çiloğlu, İsmail, (1998) “Kayıtdışı Ekonominin İşleyişi ve Kamu Bütçesine Etkisi”, Hazine Dergisi, Sayı:11, Temmuz, ss.67–91.

Çokgezen, Murat, (1993) “Türkiye’de Kayıtdışı Ekonomi ve Boyutları”, İktisat ve İş Dünyası, Yıl:2, Sayı:16, Ekim, ss.22–25.

Demircan Siverekli, Esra, (2003) “Vergilendirmenin Ekonomik Büyümeye ve Kalkınmaya Etkisi”, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı:21, Temmuz – Aralık, ss.97–116.

Derdiyok, Türkmen, (1993) “Türkiye’nin Kayıtdışı Ekonomisinin Tahmini”, Türkiye İktisat Dergisi, Sayı:14, Mayıs, ss.54–63.

Dura, Cihan, (1997) “Kayıtdışı Ekonomi Kavramı, Sebep ve Etkileri, Ölçülmesi, Mücadele Yolları ve Türk Ekonomisindeki Yeri”, Maliye Dergisi, Cilt:1, Sayı:124, ss.3–12.

Eilat, Yair and Zinnes, Clifford, (2002) “Shadow Economy in Transition Countries: Friend or Foe? A Policy Perspective”, World Development, Vol:30, No:7, pp.1233–1254.

Enste, Dominic H., (2003) “Shadow Economy and Intitutional Change in Transition Countries” in Boyan Belev (ed.), The Informal Economy in the EU Accession Countries, Center for the Study of Democrasy, Sofia,.

Enste, Dominic and Schneider, Friedrich, (1998) “Increasing Shadow Economies All Over the World – Fiction or Reality?”, IZA Discussion Paper, No:26, December.

Erdağ, Nevzat, (2002) Türk Vergi Sistemi, Beta Basım Yayım, İstanbul.

Faal, Ebrima, (2003) “Currency Demand, the Underground Economy, and Tax Evasion: the Case of Guyana”, IMF Working Paper, No:7, pp,1–31.

Fagan, Jeffrey, (1998) “Exploring the Underground Economy: Studies of Illegal and Unreported Activity” Contemporary Sociology, Vol:27, No:1, January, pp.69–70.

Feige, Edgar L. (1989) “The Meaning and Measurement of the Underground Economy” in Edgar Feige (ed.), Underground Economies, Cambridge: Cambridge University Press.

Fleming, Matthew H., Roman, John and Farrell, Graham (2000) “The Shadow Economy” Journal of International Affairs, Vol.53,  No:2, Spring, pp.387-409.

Frey, Bruno S. and Weck, Hannelore, (1983) “Estimating the Shadow Economy : A Naive Approach”, Oxford Economic Papers, New Series, Vol:35, No:1, March, pp.23-44.

Gerxhani, Klarita, (1999) “The Informal Sector in Developed and Less Developed Countries: A Literature Survey”, Public Choice, Vol:120, No:3–4, Springer, pp.267-300.

Giles, David E.A., (1998) “The Underground Economy Minimizing the Size of Government”, in H. Grubel (ed), How to Spend the Fiscal Divided : Minimizing the Size of Government, Fraser Institute. Vancouver,.

Güngör, Kamil, (2003) “Ağır Vergi Yükünün Kayıtdışı Ekonomi Üzerindeki Etkisi ve Türkiye”, Vergi Sorunları, Yıl:26, Sayı:172, Ocak, ss.111–128.

Güryay, Erdal ve Şafaklı, Okan, (2004) “KKTC’de Kaçak İşgücünün Ekonomiye Etkileri Üzerine Bir Çalışma”, Doğuş Üniversitesi Dergisi, Cilt:5, Sayı:1, ss.35–45.

Hill, Roderick and Kabir, Muhammed, (2000) “Currency Demand and the Growth of the Underground Economy in Canada, 1991–1995”, Applied Economics, Vol:32, pp.183–192.

Ilgın, Yılmaz, (1999) Kayıtdışı Ekonomi ve Türkiye’deki Boyutları, DPT Uzmanlık Tezleri, Yayın No: DPT 2492, Nisan.

Ilgın, Yılmaz, (2002) “Kayıtdışı Ekonomiyi Tahmin Yöntemleri ve Türkiye’de Durum”, Planlama Dergisi, DPT’nin Kuruluşunun 42. Yılı Özel Sayı, Ankara, ss.145-156.

Johnson, Simon, Kaufmann, Daniel, McMillan, John and Woodruff Christopher, (2000) “Why Do Firms Hide? Bribes and Unofficial Activity After Communism”, Journal of Public Economics, Vol:76, pp.495–520.

Kacapyr, Elia (1998) “Notes from Underground”, American Demographics, Vol.20, No:1, pp.30–31.

Kalça, Adem, (2000) “Elektronik Devletler Sürecinde Kayıtdışı Ekonomi Gerçeği”, Birikim, Sayı:136, Ağustos, ss.99–102.

Kalça, Adem, (1995) “Türkiye’de Kayıtdışı Ekonominin Durumu”, Banka ve Ekonomik Yorumlar, Yıl:32, Sayı:4, Nisan, ss.41–55.

Kalça, Adem ve Toksoy, Devlet, (1995) “Kayıtdışı Ekonominin Ekonomik Kalkınma Üzerine Etkileri”, Çerçeve, Cilt:4, Sayı:15, Ağustos – Ekim, ss.140–146.

Karaman, Fazıl, (1999) “Ekonomik ve Sosyal Boyutla Türkiye’de Kayıtdışı Ekonomi”, Yeni Türkiye, Cilt:5, Sayı:27, Mayıs-Haziran, ss.429–439.

Kıldiş, Yusuf, (2000a), “Kayıtdışı Ekonominin Ulusal – Uluslararası Boyutu ve Çözüm Önerileri”, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt:2, Sayı:2,ss.182–210.

Kıldiş, Yusuf, (2000b), “Kayıtdışı Ekonomi ve Etkileri – I”, Vergi Sorunları, Cilt:23, Sayı:144, Eylül, ss.190–213.

Kılıçdaroğlu, Kemal, (1997) Kayıtdışı Ekonomi ve Bürokraside Yeniden Yapılanma Gereği, TÜRMOB Yayınları No:33, Ankara.

Lemos, Sara, (2004) “The Effect of the Minimum Wage on Prices in Brazil”, IZA Discussion Paper, No:1072, March, pp.1–17

Mızırak, Zekeriya, “Kayıtdışı Ekonomi ve Etkileri”, (1997) Akid Bülteni, Yıl:4, Sayı:10–11–12, Ekim – Kasım - Aralık 96 – Ocak – Şubat – Mart – Nisan – Mayıs – Haziran, ss.21–25.

Murat, Güven, (2002) “Dünyada ve Türkiye’de Kayıtdışı İstihdamın Nedenleri, Boyutları ve Çözüm Önerileri”, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Dergisi, Cilt:3, Sayı:1,ss.45–62.

Öğünç, Fethi ve Yılmaz, Gökhan, (2000) “Estimating the Underground Economy in Turkey”, The Central Bank of the Republic Of Turkey, Discussion Paper, September, ss.1–30.

Özsoylu, Ahmet Fazıl, (1996) Türkiye’de Kayıtdışı Ekonomi, Bağlam Yayıncılık, İstanbul.

Savaşan, Fatih, (2004) “Türkiye’de Kayıtdışı Ekonomi ve Vergi Kaybı Tahminleri”, XIX. Türkiye Maliye Sempozyumu, Basılmamış Tebliğ.

Schneider, Friedrich and Enste, Dominic H., (2000) “Shadow Economies: Size, Causes and Consequences”, Journal of Economic Literature, Vol.38, March, pp.77-114.

Smith, Roger S., (2002) “The Underground Economy: Guidance for Policy Makers?”, Canadian Tax Journal, Vol:50, No:5, pp.1655-1661.

Spiro, Peter S., (1994) “The Underground Economy: Toward a More Balanced View of Alternative Methodologies”, Canadian Business Economics, Summer.

Şengül, Selami, (1997) Bir Hurafe Kayıtdışı Ekonomi (Vergi Sistemi ve Vergi İdaresinin İç Yüzü), İmaj Yayınevi, Ankara, Ekim.

Tandırcıoğlu Şimşek, Ayşegül, (2002) Türkiye’de Kayıtdışı Ekonomi, DPT Yayın No:2661, Kasım.

Tanzi, Vito, (1984) “Yeraltı Ekonomisi” çev. Mustafa Açıkalın, Maliye Dergisi, Sayı:70, Temmuz – Ağustos, ss.69–77.

Temel, Adil, Şimşek, Ayşegül ve Yazıcı, Kuddusi, (1994a) Kayıtdışı Ekonominin Tanımı, Tespit Yöntemleri ve Türk Ekonomisindeki Büyüklüğü, DPT, Eylül.

Temel, Adil, Şimşek, Ayşegül ve Yazıcı, Kuddusi, (1994b) Kayıtdışı Ekonominin Tanımı, Tespit Yöntemleri ve Türk Ekonomisindeki Büyüklüğü, İktisat, İşletme ve Finans, Cilt:9, Sayı:104

Toptaş, Ülker, (1998) Kayıtdışı Ekonominin Nedenleri, Tes-Ar Yayınları, Ankara.

Trandel, Greg and Snow, Arthur, (1999) “Progressive Income Taxation and the Underground Economy”, Economics Letters, No:62, pp.217–222.

Us, Vuslat, (2004) Kayıtdışı Ekonomi Tahmini Yöntem Önerisi: Türkiye Örneği, Türkiye Ekonomi Kurumu, Tartışma Metni 2004/17, Haziran.

Uyanık, Namık Kemal, (2001) Bir Bölüm Finansal İşlemler ve Vergilendirilmeleri, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, İstanbul.

Zinsmeister, Karl and Lehrer, Eli, (2003) “Tax Damage”, The American Enterprise, Vol:14, No:7, Oct/Nov, pp.15–16.



[*]Araştırma Görevlisi, Dumlupınar Üniversitesi, Kütahya İİBF, ozerozcelik@dumlupinar.edu.tr, semreozcan@dumlupinar.edu.tr

1Ayrıntılı bilgi için, Phillip Cagan, “The Demand for Currency Relative to the Total Money Supply”, Journal of Political Economy, Vol:66, 1958. Philip Cagan’ın yapmış olduğu çalışma ABD’nin İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki beyan edilmemiş gelirlerini tahmin etmeye yöneliktir.

2Kara ekonomi, gizli ekonomi, yasadışı ekonomi, yeraltı ekonomisi, gayri resmi ekonomi, gölge ekonomi, ikinci ekonomi, alacakaranlık ekonomisi, ay ışığı ekonomisi v.b.

3Vergi yasalarında yer alan muafiyet ve istisnalar; esnaf muaflığı, küçük çiftçi muaflığı, diplomat muaflığı, göçmen ve mülteci muaflığı, serbest meslek kazançları istisnası, gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin istisna, kurumlar vergisi kanunundaki muafiyet ve istisnalar, ücretler, tazminatlar, teşvik ve ikramiyelerdeki istisna ve muafiyetler olmak üzere çok fazla sayıdadır.