KAYITDIŞI EKONOMİNİN BOYUTLARI-BETÜL KENCEBAY
 

KAYITDIŞI EKONOMİNİN BOYUTLARI-BETÜL KENCEBAY

KAYITDIŞI EKONOMİNİN BOYUTLARI[i]: Genel Bakış

 Betül KENCEBAY
BÜSAM Ekonomi Masası Uzmanı

 

Ekonominin gelişme dinamiklerini olumsuz olarak etkileyen en önemli etmenlerden biri şüphesiz kayıtdışı ekonomidir. Özellikle büyümeye dayalı bir ekonomik programda, özenle eğilinmesi ve mücadele mekanizması oluşturulması gereken konu yine kayıtdışı olarak ortaya çıkmaktadır. Kayıtdışı işlemler, kayıtlı üreticiye adeta yasalara uyduğu için rekabet dezavantajı yaratan bir mekanizmaya dönüşmüştür. Kayıtdışı ekonominin nedenlerinden olan vergilerin bile tahsil edilememeleri neticesinde artırılmasına neden olması gibi kısır bir döngü halini almaktadır. Gerekli düzenlemelerin yapılmadığı her geçen günün ülke ekonomisine olumsuz yansıması artmaktadır. Bu durum; büyüme, yatırım çekme, istihdam yaratma gibi temel hedeflere ket vurulmasına neden olmakta hatta vatandaş-devlet güven ilişkisini zedelemektedir.

60. Hükümet programında da vurgulanan kayıtdışı ekonomi ile mücadele için doğru adımları atmak o kadar da kolay değildir. Kayıtdışı ekonomi ile mücadele hem Hükümet hem de kamuoyu için önemli bir ortak çalışma ve uyum testi olacaktır. Zira, sebep olan nedenler doğru tespit edilmeli ve mücadele yöntemleri hem özel sektörün hem de kamu kesiminin mutabakatına dayanan, sivil toplum örgütleri tarafından desteklenen bir yapı içinde değerlendirilmelidir. Bu amaçla, yazıda daha önceden yayınlanan raporlar ve genel kabul görmüş ilkelere dayanarak nedenleri, sonuçları ve mücadele yöntemlerine yer verilmekte ve bu sayede kayıtdışı ekonomiyle mücadelenin zorluklarına dikkat çekmek amaçlanmaktadır.

 

1-        KAYITDIŞI EKONOMİYE NEDEN OLAN ETMENLER

Kayıtdışı ekonomiye neden olan etmenler çok çeşitli olup, söz konusu ülkenin ekonomik yapısı ve bu yapıdan kaynaklanan spesifik özelliklerine göre değişiklik göstermektedir. Türkiye’de kayıtdışılık da bu bağlamda incelendiğinde, ortaya çıkan temel nedenlerden aşağıdaki gibidir.

 

1.1             Demografi

Nüfus artışının istihdam artışı ile doğrudan bağlantısının kurulamaması nedeniyle nüfus artışı kayıtdışı istihdam için bir dezavantaj oluşturmaktadır. Özellikle genç nüfusun artması ile birlikte gelen işsizlik, kayıtdışı çalışan kurumlara büyük bir kaynak sağlamaktadır.

1.2       Göç

Göçle ve beraberinde getirdiği nüfus artışı ile birlikte kentlerde biriken büyük ölçüde niteliksiz işgücü, daha az ücretle ve sosyal güvenceye sahip olmaksızın çalışmaya razı olunması sonucunu doğurmaktadır.

1.3       İstihdam Yapısı

Türkiye istihdam açısından hizmet ve tarım sektörüne dayalı ve özellikle küçük işletmelerin yaygın olduğu bir yapıya sahiptir. Tarım ve hizmet sektörleri, özellikle küçük işletmeler kapsamında, izlenme ve denetlenmelerinin zor olması nedeniyle kayıtdışılığa daha elverişlidir.

İstihdam açısından bakıldığında, KOBİ tanımı kapsamındaki işletmelerin sayısal çoğunluğa sahip olmalarına rağmen kayıtlı istihdamda paylarının düşük olması KOBİ’lerin kayıtdışı istihdamda alacakları rol için önemli bir gösterge olacaktır. Çeşitli çalışmalara göre toplam işletmelerin içinde %90’ların üstünde bir orana sahip olan küçük işletmelerin istihdamdaki payı sadece %40’larda görünmektedir. Özellikle KOBİ’lerin istihdamın çoğunluğuna sahip olduğu sektörlerde, KOBİ’lerin rolünün yadsınamayacağı açıktır.

1.4       Küreselleşme

1970’lerin sonlarından itibaren pazarların daralması ve talebin çeşitlenmesi nedeniyle rekabet koşullarının şiddetlenmesi sonucunda, esnek üretim ve bilgiye dayalı yeni ekonomik koşullar, kayıtdışılığı artıran bir diğer unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Küreselleşme, sermayenin dünya çapındaki hareketliliği anlamında gerçekleştiğinden ticaretin kolaylaşması rekabet ortamını artırdığı için, küresel rekabet işletmeleri kayıtdışılığa yöneltmektedir.

1.5       Gelir Dağılımı

Gelir dağılımının kayıtdışına etkisi, gelirden düşük pay alan grupların gelirlerini artırmak amacıyla kayıtdışı istihdama arz yaratması ile ortaya çıkmaktadır.

1.6       Sosyal Güvenlik Düzenlemeleri

Sosyal güvenlik primleri ve iş ile ilgili düzenlemeler, verginin yanında vergi dışı mali yükler olarak göze çarpmaktadır. Brüt ve net gelir arasındaki fark açıldıkça kayıtdışılığa yönelim artmaktadır. Kıdem tazminatı, asgari ücret gibi uygulamalar da işverene yeni istihdam yaratma yolunda sıkıntı yaratabilmektedir. Yasal düzenlemelerin yoğunluğu, lisans şartları gibi kanuni düzenlemeler, kayıtdışını teşvik eden unsurlardır.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayınladığı “Küresel Rekabet Endeksi 2007-2008”in “İş Gücü Piyasasının Verimliliği” kategorisinde, Türkiye’nin 131 ülke içerisinde 126. olmasında iş gücü piyasasındaki düzenlemelerin payı büyüktür.

 

1.7       Vergi Rejimi

Vergi kanunlarında çok sık değişiklik yapılması, sıkça vergi affı çıkarılması veya siyasi ve ekonomik nedenlerden dolayı ek vergilere başvurulması mükellefleri belirsiz bir vergilendirme ortamına sokmaktadır.

Toplanan vergilerin yerinde kullanılmadığına ilişkin bir kanı oluşması ise vergiye karşı direnci artırmaktadır. Vergi yükü dağılımında adalet ilkesine inancın zayıflaması da vergi ödemekle yükümlülerin bu ödevlerinden kaçınmalarına sebep olmaktadır.

Dolayısıyla vergi oranlarının yüksekliği, vergi denetiminin etkinliğinin düşük olması, cezai yaptırımların yetersizliği ve vergi otoritesine karşı mükellefin güveni ile bakış açısı da kayıtdışı ekonomiyi tetikleyen önemli etkenlerdir.

 

2-        KAYITDIŞI EKONOMİNİN SONUÇLARI

Kayıtdışı ekonominin, ekonomik ve sosyal hayata yönelik olumsuz etkileri bulunmaktadır.

 

2.1       İstatistiki Sonuçları

Kayıtdışı bilgilerin varlığı, toplanan verilerin eksik ve hatalı olmasına yol açacağından, bu bilgilerle hazırlanan göstergeleri temel alarak oluşturulacak politikalar ve alınacak önlemler de uygulamada başarılı olamayacaktır.

İstatistiki olarak GSMH, istihdam, fiyatlar gibi temel göstergelerin kesin olarak belirlenememesi, etkin ve doğru politikalar ile gerekli önlemlerin alınıp uygulanamamasına yol açmaktadır.

2.2             Kaynak Kullanımına İlişkin Sonuçları

Kayıtdışı ekonomi nedeniyle tahsil edilemeyen tutarlar kaynak dağılımında etkinliği bozmakta ve kaynakların verimsiz alanlara yöneltilmesine neden olmaktadır. Kayıtdışılık vergi ve prim kaybına neden oldugundan bu yönüyle bütçe açığına da sebep olmakta, hatta daha fazla vergi alma ihtiyacı doğurmaktadır.

Ayrıca para basma veya iç ve dış borçlanma yöntemleriyle açıkların kapatılmaya çalışılması da enflasyonist baskıların ortaya çıkmasına yol açabilmektedir.

2.3       Haksız Rekabet

Faaliyetlerini kayıtdışı olarak yürüten işletmeler, kayıt altındaki işletmelerin katlandıkları ek maliyetlere maruz kalmadıklarından, haksız rekabet avantajı elde etmektedirler. Kayıtdışılıktan dolayı kaybolan gelirleri artırmak için artırılan vergiler ise, kayıtlı kesim aleyhine olan adaletsizliği daha da artırmaktadır.

2.4       Vergi Rejimine İlişkin Sonuçları

Kayıtdışı ekonomi, vergi tabanının aşınmasına ve kaynakların kontrol dışına çıkmasına yol açmakta, bu da vergide adalet ve eşitlik ilkesine aykırı olarak kayıt altındaki kesime önemli bir dezavantaj oluşturmaktadır.

2.5       Sosyal Güvenlik Sistemine İlişkin Sonuçları

Kayıt altında olmayan istihdamın oranın yüksek olmasıyla birlikte kayıtdışı çalışan nüfus, sosyal güvenlik sistemi kapsamına alınamamakta, bu da iş hayatında sağlıksız bir ortamın oluşmasına ve işgücü piyasasının işleyişinin bozulmasına yol açmaktadır.

Yeterli prim toplayamayan sosyal güvenlik kuruluşları, başta finansman zorlukları olmak üzere çeşitli zorluklarla karşılaşmakta, dolayısıyla sosyal güvenlik kurumlarının hizmet kalitesi de olumsuz yönde etkilenmektedir.

 

2.6       Tüketici Haklarına İlişkin Sonuçları

Merdiven altı üretim, belgesiz ve kayıtsız olması sebebiyle genel kabul görmüş standartlara uygun olmamakta, bu özellikleriyle de garanti kapsamı dışında kalacaklarından, söz konusu ürünleri tüketen tüketicinin mağdur olması halinde tüketicileri korumaya yönelik yasalardan yararlanamaları da söz konusu olamamaktadır.

2.7       İşletmeye İlişkin Sonuçları

Kayıtdışı çalışan işletmeler mali tablolarını tutarlı ve gerçek verilerle düzenlemedikleri için güvenilir işletmeler olarak adlandırılamayacağından yatırımcılar için uygun bir hedef olarak gösterilemezler. Taşıdıkları vergi ve diğer yükümlülüklerle ilgili riskler ve şeffaf olmayan yönetim şekilleri de kurumsallaşmalarını mümkün kılmamaktadır.

2.8       Vatandaş-Devlet İlişkisine ilişkin Sonuçları

Kayıtdışılığın yaygın olması ve gerekli önlemlerin alınamaması, yarattığı bütün dezavantajları nedeniyle vatandaş ile kamu kurumları arasındaki güven ilişkisini zedelemekte, kayıtdışı ekonomi ile mücadelede toplumsal mutabakatı zayıflattığı için daha fazla kayıtdışılık için zemin oluşturmaktadır.

3-        KAYITDIŞI EKONOMİ ÖLÇÜM YÖNTEMLERİ

Ölçüm yöntemleri, esas alınan değişkenlere göre farklılık arzetmektedir. Sıkça kullanılan bazı yöntemlere aşağıda yer verilmiştir:

 

3.1       Hane halkı, işyeri anketleri gibi resmi istatistiklerden elde edilen verilerle de kayıtdışı ekonomi ölçümlemesi yapılabilmektedir. Ancak, anket sonucunun verilen bilginin güvenirliliğine bağlı olması bu tür ölçme yöntemlerine büyük bir dezavantaj getirmektedir.

3.2       GSMH’nın harcama ve gelir yöntemine göre hesaplanması sonucu ulaşılan tutarların birlikte incelenmesi ile ulaşılan sonucun değerlendirilmesi kayıtdışı ekonominin hesaplanmasında kullanılan bir diğer yöntemdir. Bu yöntemde dikkat edilmesi gereken husus kayıtdışı ekonomi kapsamında olmayan tasarrufların (altın, döviz vb.) kayıtdışı gibi görünmemesini sağlamaktır.

3.3       Vergi denetimleri sonucunda bulunan matrah farklarından yola çıkarak kayıtdışılığın tespiti de bir başka yöntemdir. Ancak GSMH hesaplamalarında yer alan tüm faaliyetler vergilendirilmemektedir. Dolayısıyla istisna ve indirimler kapsamında değerlendirilen tutarların da ayrıca incelenmesi gerekmektedir. Denetimler kayıtdışının oluşma ihtimali olan sektörlerde yapılsa bile denetim dışında kalan sektörler de olacağından ekonominin geneli için tespit yapmak zorlaşacaktır.

3.4       İşlem hacmi yaklaşımı ise matematiksel bir denkleme dayanmaktadır. Fisher Denklemi de denilen bu denklemde para arzı (M) ile paranın dolaşım hızı (V) ve fiyat seviyesi (P) ile işlem hacmi (T) arasında doğrudan bir ilişki kurulmuştur (MV=PT). Buna göre üretilen mal ve hizmetlerin değeri, para arzının paranın dolaşım hızıyla çarpımına eşit olduğu yani GSMH rakamı ile para arzı ve dolaşım hızı çarpımı arasındaki farkın kayıtdışı ekonomiyi verdiği yaklaşımıdır. Bu yöntemde dikkat edilmesi gereken nokta, piyasadaki bütün işlem hacminin bilindiği varsayımıdır.

3.5       MIMIC- DYMIMIC (Multiple Indicators and Multiple Causes) - (Dynamıc Multiple Indicators and Multiple Causes) denilen model yaklaşımda, kayıtdışılığın tek bir değişkene değil çeşitli değişkenlere bağlı olduğu benimsenmiştir. Söz konusu yöntem, bu değişkenler nedeniyle görülemeyen ancak bunlara bağlı başka değişkenlerin de etkilerinin değerlendirilmesini sağlar. MIMIC/DYMIMIC yöntemin zayıf tarafı ise tutarlı bir sonuca ulaşmak için değişkenlerin sağlıklı bir şekilde belirlenmesi zorunluluğudur.

 

4- KAYITDIŞI EKONOMİ İLE MÜCADELE ÖNERİLERİ

 

4.1 Vergi ve Yasal Yükümlülüklerle İlgili Öneriler

4.1.1. Vergi istisna ve muafiyetlerinin gözden geçirilmesi: Türk vergi sisteminde istisna ve muafiyetler çok çeşitli olup, söz konusu istisna ve muafiyetler hem bürokrasi yaratmakta hem de bunlardan yararlanamayan faaliyet alanlarındaki işletmelerin kayıtdışına yönelmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle, vergi muafiyet sistemi daha açık, anlaşılabilir hale getirilmek üzere yeniden değerlendirilmelidir. Kurumlar Vergisi Kanunu ile başlayan vergi kanunlarının yeniden değerlendirilmesi sürecinin aynı kararlılıkla devam etmesi gerekmektedir.

4.1.2. İstihdam üzerindeki vergisel yüklerin azaltılması: İstihdamın üzerindeki yasal yükümlülüklerin toplam işgücü maliyetinde büyük bir paya sahip olması kayıtdışı istihdamı artırmaktadır. Bölgesel olarak da bakıldığında, Ernst&Young’ın “Attractiveness 2007 for Southeast Europe” raporuna göre, Türkiye istihdam yükleri açısından değerlendirildiğinde, yatırım çekiciliği açısından Romanya ve Bulgaristan’ın gerisinde yer almaktadır. Vergi yüklerinin azaltılmasının yanı sıra, sosyal sigorta ödemelerinde işveren payının düşürülmesi de gündeme alınmalıdır.

4.1.3. İşsizlik Sigortası Fonu’na işveren tarafından yapılan katkının azaltılması: Dünya Bankası’nın “Türkiye İstihdam Piyasası” raporuna göre fonda, bugüne kadar biriken 21 milyar YTL’ye yakın meblağın, ülkemizdeki resmi işsiz sayısının bugünün üç misline çıkması halinde dahi yeterli olacağı görüldüğünden işsizlik sigortası fonu tekrar değerlendirilmeli, fonun ihtiyaç duyulan sahalarda kullanılması sağlanmalı, zorunlu katkı payı oranı düşürülmelidir.

4.1.4. Kıdem tazminatının azaltılması: Türkiye’de kıdem tazminatı ödemeleri OECD ve AB ortalamasından daha yüksektir. İşverenin işe alım-çıkarım esnekliğini de etkileyen kıdem tazminatının hesaplama yöntemi yeniden değerlendirilmeli ve düşürülmesi sağlanmalıdır.

4.1.5. Asgari Ücret Uygulamasına ilişkin öneriler

i. Bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesi: Bölgesel asgari ücret uygulaması ile işgücü arzı ve işgücü talebi daha rahat dengelenebilecek ve rekabet dezavantajı yaşayan bölgelerde kayıtdışı istihdam yerine kayıtlı istihdam yaratılması teşvik edilebilecektir.

ii. Asgari ücret kadar gelirin vergiden muaf tutulması: Asgari ücret üzerinden alınan gelir vergisi ve damga vergisinin kaldırılması düşük gelirle kayıtdışı çalışanlarında kayıt altına alınabilmeleri için bir adım olacaktır.

 

4.2 Denetim ve Yaptırım Sistemine İlişkin Öneriler:

4.2.1. Denetim Kapasitesinin Güçlendirilmesi ve Yaptırımların Ağırlaştırılması

Kayıtiçini cazip kılmak için yaratılan yöntemlerin sağlıklı uygulanabilmesi açısından kayıtdışı ekonomik faaliyetlerde bulunanları saptama ve cezalandırma kapasitesinin de güçlendirilmesi gerekmektedir. Sınırlı denetim, kayıtdışı ekonominin oluşumunda etkili olmaktadır.

Nakit ve gayrimenkul gibi tescile tabi varlıkların sahipleri bazında izlenebilmesinin sağlanması gibi yöntemler kayıtdışılığı kontrol altına almak için önemli bir araç olacaktır.

Gelirler İdaresi’nin denetim kapasitesinin artırılması da bu bağlamda bir diğer önemli konudur. Deloitte’un “Kayıtdışı Ekonomi: Türkiye Serüveni” raporuna göre, Türkiye’de her bin kişiye 0.6 denetim personeli düşerken, bu sayı Fransa’da 1.3, İngiltere’de ise 1.5’tir. Aynı şekilde sigorta denetim memurlarının sayılarının artırılması sağlanmalıdır.

 

4.3 Kayıt ve Belge Düzenine İlişkin Öneriler

4.3.1. Hamiline yazılı çek ve senet düzenlenmesi kaldırılmalı, nama yazılı belge düzenine geçilmelidir.

4.3.2. Nakit yerine banka üzerinden ödeme yapılması için minimum tutar düşürülmelidir.

4.3.3. Kayıt ve belge düzeninin mutlaka yerleştirilmesi gerekmektedir. Basit usul[ii] kaldırılarak, söz konusu mükellefler gerçek usulde vergilendirilmelidir. TURMOB başkanının 2003 yılında bir konuşmasında belirttiği üzere, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanımı yoğun olduğundan, bu sistemle birlikte gelir vergisi mükelleflerinin sayısı azalmakta, basit usul mükellefleri artmaktadır.

 

4.4 Politika Önerileri

4.4.1. Türk ekonomisinin kayıtiçi istihdam yaratma potansiyelinin güçlendirilmesi için kamu-özel sektör koordinasyonunun artırılması

Çalışma grupları oluşturularak araştırma, bilgi toplama ve strateji belirleme konularına eğilinmelidir. Kamu sektörü, yatırımlarını altyapı ve eğitim gibi alanlara odaklamalı, devlet-özel sektör kurumsal işbirliği mekanizması oluşturulmaldır. İş fırsatları belirlenerek, özel sektörün bu fırsatlara yönelik bir çalışma modeli oluşturmasına destek olunmalıdır.

4.4.2. Tarımsal istihdam politikalarının yeniden belirlenmesi, tarımsal sanayiye yönelinmesi

Kırsal alanda tarım dışı faaliyetlere özendirilmesini sağlayacak kamu politikaları uygulamaya konulmalıdır. Tarımsal ürünlerin yanısıra katma değeri daha yüksek olan ve istihdam yaratan işlenmiş tarım ürünleri gibi sektörlerde gelişim, tarım ürünlerinin AB standartlarında işlenmesine yönelik tesislerin kurulması ve geliştirilmesi ve tarımdan tarımsal sanayiye (agro-business) geçiş için destek verilmesi tarımda kayıtdışılığı azaltacak, üretim ve istihdam seviyesini yükseltecektir.

4.4.3. Kobilerin istihdam yaratma potansiyeli değerlendirilmelidir. KOBİ’lerin toplam istihdam içindeki payları gözönüne alındığında, KOBİ’lerin kayıtlı ekonomide istihdam yaratma kapasitelerinin artırılmasının taşıdığı önem de ortaya çıkmaktadır. Bunun için önemli bir nokta da KOBİ’lerin finansal kaynaklara erişimini kolaylaştıracak yöntemlerin hayata geçirilmesidir. Deloitte’un da raporunda önerdiği üzere, önemli engellerden biri olarak görülen teminat konusunun aşılabilmesi için KOBİ garanti fonlarının kapsam ve bütçelerinin artırılması konusu üzerine eğilinmeli, Basel II uygulama süreci (uygulaması 2009’a ertelenmiştir) ve KOBİ teşvikleri önemle incelenmelidir.

4.4.4. Kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa yapılacak çalışmalarla piyasanın ihtiyaçlarına uygun nitekli iş gücünü yaratma hedefi güdülmelidir.

İşgücünün gelişmiş bir ekonominin ihtiyaçlarını karşılayamaması, kayıtdışılığı besleyen faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İstihdam piyasasında eğitim seviyesinin yükseltilmesi ve değişen koşullara uyum sağlayabilmesi istihdamın artışında önemli bir faktör olacaktır. Mesleki eğitim, okul sonrası eğitim ve yaşam boyu eğitim süreçlerinin geliştirilmesinin, özel sektör, Milli Eğitim Bakanlığı ve İŞKUR gibi kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla desteklenmesi iş piyasasının ihtiyaçlarına uygun bir işgücü yaratılmasına da yardımcı olacaktır. Dünya Bankası’nın Türkiye İstihdam Piyasası raporunda da bahsedildiği üzere oldukça yüksek ödenek biriken İşsizlik Sigortası Fonu’nun istihdam programlarının finansmanında kullanılması da mümkündür.

 4.4.5. Toplum desteğinin güçlendirilmesi

Kayıtdışılığın önlenmesine yönelik çalışmalar toplum desteğini güçlendirici kampanyalarla sağlamlaştırılmalı, kamu ile birlikte özel sektörün de işbirliği ile yürütülecek çalışmalarda, kayıtdışılığın yoğun olarak görüldüğü sektörlerin sendikaları ve işveren örgütlerinden de destek alınması sağlanmalıdır.

4 Ekim 2006 Çarşamba günü Resmi Gazete’de de yayınlanan genelge ile duyurulan “Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Projesi” bu tür bir çalışma için önemli bir örnek teşkil etmektedir. Söz konusu projenin amacı olarak belirtildiği üzere, temel hedef kayıtdışı ekonominin toplam ekonomik büyüklük içerisindeki oranının mümkün olan en düşük seviyeye indirilmesi çalışmalarının desteklenmesi, kayıtdışı istihdamın uzun dönemde yaratacağı sosyal ve ekonomik olumsuzluklar konusunda kamuoyunun bilinçlendirilmesi olmalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

 

-                   “Attractiveness of South East Europe: The new frontier of Europe?”, Ernst&Young, 2007

-                   “Global Competitiveness Report 2007-2008”, World Economic Forum, 2007

-                    “Kayıtdışı Ekonomi ve Sürdürülebilir Büyüme: AB Yolunda Değerlendirme ve Çözüm Önerileri”, TUSIAD, 2006.

-                   “Kayıtdışı Ekonomi: Türkiye Serüveni”, Deloitte, 2007.

-                   “Kayıtdışı Ekonominin Ulusal-Uluslararası Boyutu ve Çözüm Önerileri”, www.ekodiolog.com

-                   “Kayıtdışı Ekonomi ve Vergileme”, www.ekodialog.com

-                   “Kayıtdışı 2007 Raporu”, Ankara Ticaret Odası, www.atonet.org.tr

-                   “Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Kayıtdışı Ekonomi Özel İhtisas Komisyonu Raporu”, DPT, 2001.

-                   TİMUR, Mehmet; “Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Ve Toplumsal Katkı”, Dönemin TURMOB Başkanının Panel Konuşması, 16 Eylül 2003.

-                   “Turkey Labor Market Study”, Dünya Bankası, 2006.

-                   UYSAL, Mustafa; “Kayıtdışılığın Makro Etkileri”, Dünya Gazetesi, 11 Kasım 2007

-                   “60.Hükümet Programı”, www.basbakanlik.gov.tr/docs/hukumetprg.doc

-                   www.kadim.istanbul.gov.tr

 



[i] Yazıda Kayıtdışı Ekonomi genel hatları ile ele alınmış olup, genel kabul edilmiş ilkeler ve bilgiler ışığında, halihazırda varolan raporların incelenmesi sonucunda hazırlanmıştır. Ekonometrik analizlere dayanmamaktadır. Söz konusu nota kaynak olan çalışmalar, kaynakçada yer almaktadır.

 

[ii] Götürü vergileme 31/12/1998 tarihi itibariyle kaldırılarak yerine basit usul getirilmiştir. Basit usul vergiden muaf olmayan küçük esnaf ve sanatkar için getirilmiş özel bir vergileme biçimidir. Bu usulde, gelir elde edilsin edilmesin götürü bir vergi ödenmesi söz konusu olmayıp, gerçek gelir üzerinden vergi ödenmesi esastır.